Puan vermedi·248 syf.··
2026 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 12:34
Kitabın son sayfasını kapattığımda odada öyle bir koku bıraktı ki bu kitap; burnuma taze pişmiş bir sütlaç kokusu, ruhuma ise eski bir sandığın rutubeti doldu. Şermin Yaşar, o bildiğimiz 'altı harfli' kavramının etrafına öyle bir hayat örmüş ki, okurken karakterlerin sofrasına bir minder de ben çekmişim gibi hissettim. Romanın içinde dolaşırken modern zamanın o gürültülü hızından kopup, her şeyin daha yavaş aktığı, duyguların ise çok daha ağır ve derin yaşandığı bir köye, Selime Teyze'ye misafir oldum. Yazarın o kendine has, su gibi akan dili sayesinde kelimeler değil de, bir insanın iç döküşlerini dinliyormuşum gibi geçti sayfalar. İncelemeyi yazarken bile hala o hüzünlü ama bir o kadar da umut dolu atmosferin etkisindeyim. Kitap, insanın en temel duygularına, o bitmek bilmeyen 'ait olma' ve 'iyileşme' çabasına öyle naif bir yerden dokunuyor ki, bitirdiğimde göğsümün üzerinde bir ağırlık ama yüzümde hafif bir tebessüm kaldı. Sadece bir hikaye okumadım; sanki çocukluğumun bir köşesinde kalmış o unutulmuş tadı, o altı harfli teselliyi yeniden buldum. Hayatın tüm sertliğine rağmen, bir kase tatlının sıcaklığında saklanan o büyük teselliyi hatırlamak isteyen herkesin bu kitaba, bu ruha dokunması gerekiyor.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
10/10
·24 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Kiki sokak ve ev kedisinin birleşimi gibi. Kiki biraz oyun bozanlık yapmıştı. O sırada küçük kız uyurken bir baktı kucağında kiki var. Ve küçük kız çok sevindi. Kitapta en çok küçük kızın kedisini kucağına alıp mutlu olduğu bölümü sevdim. ( 7 Yaş Zehra) ( Kiki bir sokak kedisi bazen küçük kızın evine girip onunla oyunlar oynuyor. Bir gün kovalamaca oynarken kaçıp ağaca tırmanıyor. Küçük kız ne yapsa bir türlü kediyi ağaçtan indiremedi. Yemek getirdi, minder getirdi... Hatta kedi insin diye kedi gibi ağaca tırmandı ama kedi daha da yukarı tırmandı. Kız vazgeçip eve gitti. Sonra arkasından kedi onun yanına geldi. Birinin sevgisini anlamak için her dediğimizi yapmasına gerek yoktur. Bazen kendi haline bırakmak gerekir. )
Kedimi Ağaçtan İnmeye Nasıl İkna Ederim?Nilay Dalan · Final Kültür Sanat Yayınları · 201910 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Falaka adlı hikayeyi reel tabaka etrafında değerlendirmemiz Reel tabakayı meydana getiren ögeler ve nesneler tabakası, Anlatıcımız bir öğrencidir ve bir eğitim mektebinin etrafında şekillenen hoca ve öğrenciler ilişkisi, Hoca Efendi, Öğrencileri, Kaymakam Bey ve Hakim Efendi, birde Abdurrahman Çelebi isimli olana Hoca Efendi’nin ihtiyar eşeği, Mekan olarak olaylar bir Mektepte geçmektedir. Mektepteki eğitim yapısı ezbere dayalı ve öğrencilerin hep bir ağızdan konuştukları, öğrencilerin hep aynı hareket ettikleri ezbere dayatılmış bir sistem vardır. Öğrencilerin yanlış yaptıkları zaman Falakaya yatırılmaları ve daha sonra bu Falakanın Hakim Bey ve Kaymakam tarafından yasaklanması, Falakanın yasaklanmasından sonra öğrencilerin özgürce istediklerini yapabilmeleri ve Hoca Efendinin Falakayı minderinin arkasına gizleyerek yeniden kullanması, Öğrencilerin tek bir vücut gibi hareket etmeleri, Hoca Efendinin rahlesi ve rahle etrafında toplanan öğrencilerin eğitimi, daha sonra ise Abdurrahman Çelebi’ nin falakaya yatırılıp öğrencilerinin hep bir ağızdan gülmesi, Kaymakam tarafından Hoca Efendi’nin görevden alınması ve Anlatıcı olan öğrencinin yaptıklarından dolayı pişman olarak “ Fakat, bunun gibi, hayattaki her gülünç şeyin altında görünmez bir trajedi yok mudur? Diye hikayenin son bulması. Hikayede kullanılan şahıslar : Anlatıcı, öğrenciler, Hakim Bey, Abdurrahman Çelebi, Kaymakam Bey, Hoca Efendi. Nesneler: Falaka, Rahle, cüz, Sopa, minder Mekan: Mektep İrem Çandır
FalakaAhmet Rasim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,415 okunma
Puan vermedi·170 syf.··
2025 139. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2025 00:18
Fakir Baykurt, öykülerinde köy yaşamının sertliği, yoksulluk, cahillik, taassup, batıl inanç, sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor. Gözlemlerden, canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar, günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor; bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran "sıradan insanı", yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor. İlk basımı 1959'da yapılan Efendilik Savaşı'nı yeniden okurla buluşturuyoruz: "Bu havadisin dumanı üstündeyken, bir ikindi vakti, ayağındaki mestlerin yırtığını yamatmak için, Beytullah Hoca bize geldi. Onun geldiğinde Ramazan uyku çekiyordu. Anam, akşam için yaprak sarması yapıyordu. Ben, anama yardım etmekte olan teyzemin, anadan öksüz, babadan yetim ve genç yaşında kocasından dul kalan teyzemin dizine yattım: "Nedir seninle alıp veremediği tanrının? Ne biçim iş, ne biçim adalet bu?" diye şakalaşıp duruyordum. Birden giriverdi kapıdan. Nasıl derlenip toparlandık, anam nasıl Ramazan'ı uyardı, bir anda nasıl oldu bunlar? bilmiyorum... Altına minder attık, oturttuk. Elini öptük."Hoş geldin, safa geldin, evimize bereket getirdin!" dedik. Hiç o seksen yaşın adamı değil. Dinç mi dinç! Kendi yönünde hâlâ kafası işliyor. Söz ettiği konularda onu yanıltmak güç. Okuduğu arapça âyetleri hiç düşünmeden çeviriveriyor..." Yaran Dede'nin Taşları Kitabın ismi çok dikkatimi çektiği için büyük bir umutla açtım ilk sayfayı. Beni yanıltmadı ve son sayfasına kadar aynı umutla okudum. Yazılan, anlatılmak istenen o kadar derindi ki kendimi hikâyenin içerisinde buldum. Düzene, sömürülen halka ve cehalete eleştiriler çok keskindi. Sade dili hatta çoğu yerde köylünün kullandığı dilin yazıya
Öykü
Efendilik SavaşıFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2020264 okunma
Türk Yurdu Dergisi | Sayı 457 | Eylül 2025
9/10
·136 syf.··
2025 46. kitabı
Anahtar Kelimeler: - Yaşar Doğu - Arz-ı Mevud - Doğu Karadeniz – Hazar Tezi - Hindistan Parsileri 1. Hindistan'ın Sanayi Devleri, Modern İran Milliyetçiliğinin Gizli Finansörleriydi Modern İran'ın ulusal kimliğinin ve Pehlevi Hanedanı'nın ideolojik temellerinin, Hindistan'daki bir diaspora topluluğunun finansal gücüyle şekillendiğini biliyor muydunuz? Turan Atalı'nın "Hindistan Parsileri ve Fars Milliyetçiliğinin İran’da Devletleşmesi" başlıklı makalesi, bu şaşırtıcı bağlantıyı gözler önüne seriyor. Parsiler, İslam fetihlerinden sonra İran'dan Hindistan'a göç eden Zerdüşt bir topluluktur. Hindistan nüfusunun çok küçük bir kısmını oluşturmalarına rağmen, Tata ve Godrej gibi dev sanayi ailelerini çıkararak ülkenin ekonomik ve entelektüel hayatında devasa bir etki yaratmışlardır. Asıl şaşırtıcı olan ise bu topluluğun anavatanları İran'la olan bağlarını asla koparmamış olmasıdır. Makaleye göre, 19. ve 20. yüzyılda bu zengin Parsi topluluğu, İran'daki Fars milliyetçiliğinin kurumsallaşmasında ve devlet ideolojisi haline gelmesinde kilit bir rol oynamıştır. Kendi küresel sermayelerini kullanarak İran'da, İslam öncesi Pers mirasını yücelten "Eski İran Ocağı" (Anjoman-e Iran-e Bâstân) gibi kültürel dernekler ve Rıza Şah'ın oğlunun bile eğitim gördüğü prestijli Firuz Behram Lisesi gibi modern okullar kurarak Fars milliyetçiliğinin en büyük finansal ve entelektüel destekçisi olmuşlardır. Hatta Pehlevi Hanedanı'nı kuracak olan Rıza Şah'ı keşfedip iktidara taşıyan kişinin, Parsi temsilcisi Erdeşir Ji Reporter olduğu dahi belirtilmektedir. 2. Doğu Karadeniz Köylerinde Aşkenaz Yahudilerinin Kayıp Atalarının İzleri Olabilir Doğu Karadeniz'in yemyeşil yaylalarında, ahşap bir caminin tavan süslemesinde ya da eski bir
Tarih
Türk Yurdu - Sayı 457 (Eylül 2025)Türk Yurdu Dergisi · Türk Yurdu Yayınları · 20251 okunma
10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2025 143. kitabı
Fatih Dalgalı / Bölük Pörçük Hatıralar 1. Fatih diDalgalı 1981'de İzmit'te doğdu. Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitede yüksek lisans yaptı. Resmi ve özel kurumlarda tarih öğretmenliği yaptı. Sosyal ve tarihi yapılar konusunda araştırmalarına devam etmektedir. Eser tarih araştırmacısı olan yazarın bizzat tanıdığı Adnan Özyalçıner, Ahmet Bilgin Turnalı, Ahmet Nezih Galitekin, Amir Ateş, Aydın Boysan, Erdem Yücel, Feridun Dörtler, Gavsi Bayraktar, İbrahim Akın Kurtoğlu, İlhan Hattatoğlu, Mehmet Akif Köseoğlu, Mehmet Kamil Berse, Necip Sarıcı, Önder Küçükerman, Ramazan Minder, Rinaldo Marmara, Ruşen Dora, Semavi Eyice, Şemsettin Ertem, Şevket Kokal ile yaptığı bir sözlü tarih çalışmasıdır. Seçilen konuklar kendi meslek ve uğraş alanlarında zirveye ulaşmış kişilerdir. Kendilerinin bizzat anlatımıyla, aile kökenleri, çocuklukları, meslek heyecanları, mesleklerinin, uğraşlarının ve ülkemizin geleceği hakkında fikirlerden meydana gelmektedir. Biyografik çalışmalar, okuyucuyu olumlu yönde desteklemekte, hayata bakış açısında farklılıklar oluşturmaktadır. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
Bölük Pörçük Hatıralar 1Fatih Dalgalı · Ötüken Neşriyat · 20253 okunma