“Haydar beni tanımadın mı?” dedi.
Bir dağdan aşağı yuvarlandığımı sandım. Sen kimsin, sen kimsin böyle bu kadar uzakta beni tanımadın mı diyorsun, demek istedim.
Dizlerim kırıldı, eğildim önünde.
“Buca cezaevi 5. koğuş,” dedi.
Tanrım sana yalvarıyorum yardımıma gel, dedim. Küçük, küçücük bir adam olmuş. O şık giyinen, ziyaret günlerinde aynanın karşısına geçip saçlarını tarayan genç yok. Yaşlanmış, çok yaşlanmış bir adam var, Prag’da Karluv Most köprüsünde dileniyor.
Ruhumun , etrafına aydınlık veren fakat kendini eritip yakan bir mumdan ne farkı var ! Bir mum ki yalnız etrafını aydınlattı. Fakat kendini her zaman karanlıkta bıraktı .
Sevme iradesi varsa ancak o zaman hakiki bir yüz vardır; eğer sevmezsen komşunun yüzü bifteğe döner, korkunç bir hal alır.
Kendimi bir aziz gibi hissetmediğim için duygusuzluğu hayli erken zamanlardan itibaren tecrübe ettim.
Alfabeyi öğrendiği için bir köleyi öldürenler bir kütüphane hakkında ne düşünür sence?
Siyahlar ölünce insana dönüşüyordu. Ancak o zaman eşitlerdi beyaz adamla.