minemosy.ne

Hakkını savunması bile hak görülmeyen bir kız çocuğu
7/10
·626 syf.··
2025 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 02:43
Jane Eyre Charlotte Brontë !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!DİKKAT!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!SPOİLER İÇERİR!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! 19.yüzyıl İngiltere sosyal yapısını, dini baskıları, sınıf ayrımlarını, cinsiyet kalıplarını ince ince işleyen bir kitap. Küçük yaşta öksüz ve yetim kalan Jane Eyre, dayısının yanına alınır. Ama kötü kader ne yazık ki dayısınıda aldıktan sonra yengesi ve 3 kuzeniyle neredeyse yaşam mücadelesi vermek zorunda kalır. Hakkını araması bile yasak olan hakkını aradığında içine şeytan kaçmış diye yaftalanan küçük Jane sürgüne gönderilir gibi Lowood yatılı okuluna gönderilir. Buranın kötü şartlarına rağmen affetmeyi, sevmeyi, huzur bulabilmeyi öğrenir. Kendi intikam duygularını melek gibi olan Helen'dan öğrendikleriyle affetme duygusuna dönüştürebilir. Ama durağanlık ne yazık ki kızımıza yetmez. Ve kendine yeni yollar yeni hayat arar. Ve aşık olacağı onun için kendi öz sayısının yok olma tehlikesine karşı karşıya kalacağı bir duruma düşer. Aşkımı yoksa kendisine duyduğu saygı mı ağır basacaktır? Akıcı güzel bir kitaptı. Toplumsal normlara baş kaldıran, kendi yolunu çizmeye çalışan bir kadının hikayesi. İyi ki mutlusun ama keşke bu kadar acı çekmeseydin. Ama keskin kılıcın oluşabilmesi için alevler içinde dövülmesi gerek değil mi?
İnceleme
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Umarım tarih tekerrürden ibaret değildir
8/10
·324 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Zülfü Livaneli ******************** Kaplanın Sırtında SPOİLER İÇERİR ******************** Ameliyat sürecimde okumaya başladığım bir kitaptı. Yarım bırakmıştım. Bir gayret, yarım kalmışlığımı bitirmek için devam etmeye karar verdim ve 2 gün içinde kitabı bitirdim. Aylardır nasıl bu kitabı bitiremediğimi düşündüm. Zülfü Livaneli'yi Son Ada kitabı ile tanımıştım ve dilini, anlatımını çok sevmiştim. Beni yine şaşırtmadı ve diğer tüm kitaplarını okumam gerektiğini düşünüyorum. Kitaba gelecek olursam; II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi, Selanik'e sürgün edilmesi ve burada bir köşkte kapatılıp güneş ışığını bile görememesi anlatılıyor. Bu arada, bence üzücü olan bu kısmı değil. 33 yıl boyunca her an öldürülme korkusuyla yaşamak, bence en korkutucu yanı. Dünyanın dört bir yanına hafiyelerini, ajanlarını salıyor; kim ne yapıyor, beni öldürmeye çalışan var mı diye sürekli diken üstünde... Ne kadar üzücü bir durum! Koskoca padişahsın. Ülken berbat bir dönemdeyken başa geçmişsin: bir sürü sorun, sıkıntı, pek çok düşman, kozmopolit bir ülke... Yani hiçbir yerinden tutamazsın. Ama bu durumda bile gerçekten iyi idare ettiğini düşünüyorum. Savaş olmaması için uğraşlarını okuduktan sonra, gerçekten tam bir siyaset adamı olduğunu anlıyoruz zaten. Düşmanlarının arasını bozarak, "Hasta Adam" diye bilinen Osmanlı'nın ömrünü uzatabildiği kadar uzatmış. Halk ne derse desin, İttihat ve Terakki Cemiyeti nasıl karşı çıkarsa çıksın; herkesin bir yöntemi varmış. Abdülhamid'in yöntemi de buymuş. Ne kadar hoşuma gitmeyen yöntemleri de olsa, belki onunla aynı konumda olsaydım, aynılarını yapacaktım, kim bilir. Zaten sanırım kitabın amacı da buydu: O döneme sizi götürüp o kişinin ağzından açıklamaları dinlediğinizde, düşman kesilmeye devam edemiyorsunuz. Zaten tarihin büyüsü de bu değil mi? Şu anda saçma veya
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkilâp Kitabevi · 202415,6bin okunma
835 Satır
7/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 84. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2024 11:09
minemosy.ne Nazım Hikmet Ran SPOİLER İÇERİR Nazım Hikmet; "Siyasal ve entelektüel yaşamda aktif bir rol üstlenen ünlü bir şairdir. Sık sık gözaltına alınır, yargı önüne çıkartılır. Onun etkileyici gücü ürkütmektedir kimi çevreleri..." Rusya'ya gitmek ve orada yaşamak zorunda kalarak orada vefat etmiştir. Ölene kadar yurduna, halkına, sevenlerine hasret kalır şiirlerinde de bu durum hissedilir. Kendi deyişiyle; "...yazılarım otuz kırk dilde basılır Türkiye'mde Türkçemle yasak" dediği şiirleri öldükten sonra Türkiye'de basılabilmiştir. Annesi ressam Ayşe Celile ve şiire ilgi duymasını sağlayan dedesi Nazım'dır. Milli mücadeleye katılmak için Atatürk ile tanıştırıldığında, Atatürk'ün "Bazı gençler modern olsun diye mevzusuz şiir yazmak yoluna sapıyorlar, size tavsiye ederim gayeli şiirler yazınız" sözünden sonra cephe yerine Bolu'ya öğretmen olarak gönderilmiştir. Hapis cezası aldığında Atatürk'e bir mektup yazar, Mektubun tam metni şöyledir: “Askerî isyana teşvik etmedim. Kör değilim ve senin yaptığın her ileri dev hamlesini anlayabilen bir kafam, yurdumu seven bir yüreğim var. Askeri isyana teşvik etmedim. Yurdumun ve inkılapçı senin karşında alnım açıktır. Yüksek askeri makamlar, devlet ve adalet, küçük bürokrat gizli rejim düşmanlarınca aldatılıyorlar. Askeri isyana teşvik etmedim. Deli, serseri, mürteci, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki, bunu bir an olsun düşünebileyim. Askeri isyana teşvik etmedim. Senin eserin ve sana aziz olan Türk dilinin inanmış bir şairiyim. Sırtıma yüklenen ve yükletilecek hapis yıllarını taşıyabilecek kadar sabırlı olabilirdim. Büyük işlerin arasında seni bir Türk şairinin felaketi ile alakalandırmak istemezdim. Bağışla beni. Seni bir an kendimle meşgul ettimse, alnıma vurulmak istenen bu ‘inkılap askerini isyana teşvik’ damgasının ancak
Şiir
835 SatırNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20153,619 okunma
Hastalıklı Aşk
8/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2024 83. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2024 16:17
Spoiler İçerir Lev Tolstoy'un kaleminden bize aktardığı kitabı Anna Karenina, 19.Yüzyıl Rusya'sında geçen bir aşk hikayesi. Anna ve Vronski arasındaki gayriresmi ilişkiyi okuyoruz kitapta. Ama sadece aşk yok bu aşka bakan insanların düşünceleri, o zamanın sosyal olayları, sanat, din, savaş birçok bilgiyi bize sunuyor Tolstoy incelemeleri müthiş. Anna ve eşi Aleksey'de olmayan bir aşkı, Anna ve Vronski'de deli divane bir aşkı görüyoruz. İhtiras, aşk, tutku kıskançlık fakat bu kadar duygu fazlalığıda iyi değil diyorsunuz okudukça. Çünkü bu fazlalık karakterlerimizi yiyip bitiriyor. Deli divane aşıklar bedbaht bir hale bürünüyorlar. Aslında aşık olmadıklarını bile düşünmeye başlıyorsunuz sonunda. Bunun yanında Levin ve Kiti aşkı var diğer tarafta; sadık samimi, sıcak. Özveriyi hissediyorsunuz ilişkilerinde. Sadece aşk değil saygıda var ve sanırım bir tek bu çift mutlu olabiliyor. Başka bir bilgi olarak, Tolstoy, Levin karakterini kendi gibi anlatmış anladığıma göre onun düşüncelerini Levin'de görüyoruz. Toplumu sorgulaması, halkın tarafında olması , sosyete ile anlaşamaması, kendi hayatında düzeltmeye çalıştığı köylerde eğitim için açtığı okullaf Levinde başka bir hareketle gözümüze çarpıyor tarımda ve köylüde ıslahat yapma isteğiyle. Ki öğrendiğim bir bilgiye göre Levin'in ölen kardeşide aslında Tolstoy'un kaybettiği kardeşinden izler taşıyormuş. Birde şu hikaye var Tolstoy bu kitabı yazarken, günlerce odasına kapanmış. Günlerce yemek bile yemeyince hizmetçisi korkup yakınlarına haber vermiş. Odaya zorla girdiklerinde Tolstoy'un cenin pozisyonunda yerde yatıp ağladığını görmüşler nedenini sorduklarında ise Tolstoy: "Anna Karenina öldü" diyebilmiş. evet kitabı okurken kitabın sonunda bunu bende söyledim defalarca Anna Karenina öldü öldü öldü. Aslında Anna toplum
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
3/10
·180 syf.··
2024 82. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2024 11:24
*--Spoiler--* Psikanaliz üzerine kitabını okuduktan sonra rüya kitabına geçtim. İlk kitapta okuyup bitirmek için kendimde güç bulabildim akıcıydı, bilmediğim şeylerden bahsediyordu. Fakat rüya kitabında bu hisleri hissedemedim. Evet Freud'un anlattıkları mantıklı olabilir bilinçdışına ulaşabildiğimiz tek yer belki rüyalarımızdır. Ama kendi gördüğüm rüyaları hatırlayamayan biri olarak bilinçdışımın olmadığını düşünmem gerek sanırım :) Ki görüyor olsaydım bile buna ancak kendim bir açıklama getirebilirdim zoraki de olsa. Çünkü kendimden de sakladığım şeyler sonuçta gördüklerim ve bana bile belki bir şey açıklayamayacak kadar gizlenen veriler. Bir rüyamı başka birine anlattığımda tüm hayatımı 5 dakika içinde en ince ayrıntısına kadar izleyebilmeli ki izlemesi de yetmez hislerimi de hissetmeli ve sanırım böyle bir şey şu an ki teknolojiyle bile mümkün değil. Bu yüzden ne yazık ki mantığıma oturmuyor. Ama bir zamanlar dünyanın yuvarlak olduğu da insanların mantığına sığmıyordu. Belki gelecekte rüyalarımızla hayatımızı yönlendirebiliriz kim bilir.
Alıntı
Psikanalize GirişSigmund Freud · Cem Yayınevi · 2018743 okunma