Son pişmanlık fayda eder mi?
Ali Bey'in yaşamını okudukça bu söz geldi aklıma. Bazen doğruları görmek istemeyiz; gözümüzü kapatır, sadece olmasını istediğimiz hayatı bekleriz.
Tıpkı kitapta bahsedilen şu söz gibi:
"İnsan aslını esasını bilmediği şeyleri daima kendi arzusuna, kendi düşüncesine göre mânâlandırmaya çalışır."
Gerçekleri görmezden gelip hayal ettiklerimizin peşinden koşarken şunu unutuyoruz: Ya her şey tersi olursa?
O zaman da bir boşluğun içinde buluyoruz kendimizi. Ama hayat böyle değildir.
Bizim göremediğimiz kısımları etrafımızdaki insanlar görür uyarmak ister ama biz kendi bakış açımızla direnmeye devam ederiz. Ufacık anlamsız gördüğümüz şeyler belki de bizim hayatımızı etkileyecek bir düzeyde olabilir.
Ali Bey de eğer zamanında çevresinin söylediklerine kulak verseydi; ne bu derece pişmanlık yaşardı ne de sevdiği insanlara karşı güven sorununu...
İnsan bazen kendi doğrusunda öyle bir diretiyor ki, aslında en çok kendine zarar veriyor.
Oysa bizi biz yapan o değerleri ve sesleri unutmadığımızda, hayatı çok daha anlamlı yaşamış oluyoruz.
İntibahNamık Kemal · İnkılap Kitabevi · 201749,2bin okunma
Hiç tanımadığınız birinden bir mektup alsanız ve sizi geçmişte yaşadığınız anlara götürse... Ama siz bunları hiç hatırlamıyor, sanki ilk defa duyuyormuş gibi dinleseniz; muhtemelen karşı taraf "Böyle bir insan gerçekten var mı?" diye karakterinizi sorgulardı.
Ben bu kitabı okurken tam da böyle bir sorgulama içinde oldum. Ana karakterin yaşadığı durumu sevgi zannetmesi, hayatını karmakarışık işlere sürüklemesi ve yine de bir kez olsun pişman olmaması çok şaşırtıcıydı.
Kitabın son kısımlarında dediği gibi:
"Ama sen neyimsin ki benim; sen ki beni asla tanımadın, bir su birikintisinin yanından geçer gibi geçip gittin yanımdan, bir taşa basar gibi üzerime basıp gittin, gittin, hep gittin ve beni hiç bitmeyen bir bekleyişe mahkûm ettin, neyimsin ki sen benim?"
Aslında sevdiği insana sitem etmediğini, pişman olmadığını sürekli vurguluyor ama bu cümleler kırgınlığın sesleri değil de ne?
Şunu da sormadan geçemeyeceğim:
Varlığınızda kıymetinizi bilmeyen biri, yokluğunuzda bu değeri bilebilir miydi?