Spoilllleeer!!
Puan vermedi·112 syf.··
2026 21. kitabı
Fareler ve insanlar... Kitabını okurken gözyaşlarımı tutamadığım, ( duygusal kişiler okumasın minik bir tavsiye) yetmezmiş gibi filmi de izleyip bir tur daha ağladığım ender kitaplardan biridir. Konusu ve ve konunun ele alınış şekliyle okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamaz insan. İki karakterimizin çabalayarak, birbirlerine kenetlenip tutunarak verdiği hayat mücadelesini ele alır kitap. Zorluklarla dolu yaşamlarında, mutlu olmak için insanın neler yapabileceğini ve nelere katlanabileceğini konu alan bu kitabı okuduğum için çok mutlu sayarım kendimi. Herkese şimdiden iyi okumalar dilerim
Edebiyat
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,7bin okunma
Puan vermedi·16 syf.·
2026 87. kitabı
Anne güvercinin yaramaz yavru güvercinlerini uyutmak için anlattığı, büyükbabalarının aydedeye yolculuğu masalı... Büyükbabaları onlar gibi minik bir yavruyken aydede ona gülümsemiş ve o da aydedeye gitmek istemiş. Babası çok küçük olduğu için aya uçamayacağını söyleyip izin vermemiş ama bir bulut ve kıyrukluyıldız sayesinde büyükbaba güvercin aydedeye ulaşmış. Döndüğünde de kendini yatağında bulmuş. Masal bitmeden yavru güvercinler uyuyakalmış, anne güvercin de bu masalı düşünerek uykuya dalmış. Ben pek beğenmesem de çocuklar sevebilir gibi... Ama çizimleri yine hoşuma gitmedi. Kötü değil aslında ama çocuksuluğu mu az, bilemedim. Masala gelince... o da çok ahım şahım bir içeriğe sahip değil. Çocuklara bir şey katar mı, belki biraz hayal gücü... Uzaylı çizimi bazı çocuklar için ürkütücü gelebilir ama. Ürkütücü değilse de sevimsizdi bence. Bu serinin resimlerini sevemedim. Diğer hikâyelere göre içeriği de boş geldi. Yaramaz yavru güvercinler gibi uyumak bilmeyen çocukların ilgisini çeker mi, emin değilim. Çok daha güzel kitaplar var, bence onlara öncelik verilmeli. :)
Aydede Kime Gülümsüyor?E. Murat Yığcı · Caretta Çocuk Yayınları · 20013 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kitap adına minik bir inceleme
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:28
Tekrardan merhabalar :) !!!spoiler içerir!!! Tamı tamına adı üstünde bir kitaptı. Harpagon'un paralarını kaybetme korkusuna yer yer sinir olmadım değil.Parayı her şeyin önüne koyması sayesinde etrafındakileri kaybediyor, çocukları ona güvenmek yerine ondan korkuyor; ve ilişkilerinin önüne geçince de ortada sadece para kalıyor, sevgi kalmıyor. Güveni ve samimiyeti de kaybettiğini görmekteyiz bu sayede. Cleante'ın, sevdiği kız için borç ararken kendi babasının karşısına bir tefeci olarak çıkması ise içimi acıtan bir durumdu .hayatta asıl sahip olmamız gerekenin para değil, güvenebileceğimiz insanlar ve onlarla kurduğumuz bağın önemi olduğu gerçeği, oldukça düşündürücü bir yönü oldu benim açımdan.diğer yandan Cleante ile Elise in sevgisi ise tam tersini gösteriyor, riske girip sevdiklerinin yanında olmayı seçiyorlar.bu bana oldukça cesur bir davranış olarak gözüktü . Molière'in oyunu çok zekice kurulmuş ama bazı yerlerinde fazla kolaya kaçmış gibiydi : Anselme'in son anda çıkıp herkesin babası olması, çekmecenin hiç açılmadan geri gelmesi gibi çözümler, gerçek hayattaki çatışmaları gerçekten çözmüyor, sadece güzel bir final için kestirmeden giriş yapmaya benziyor ; bu yüzden oyun bana "iyi insanlar ödüllendirilir" diye rahatlatıcı bir masal gibi geldi, oysa Harpagon'un cimriliğinin gerçek hayatta bu kadar kolayca çözülebileceğini düşünmüyorum. Yine de para sevgisinin insanı nasıl yalnızlaştırdığını, en yakınındakileri bile düşman gibi gördürdüğünü hiç yumuşatmadan, acımasızca göstermiş; ve Harpagon'un sonunda bile ailesine değil parasına koşması, bence oyunun en dürüst, en cesur anı, çünkü Molière kolay bir "adam değişti" yalanına sapmaması oldukça hoşuma gitti. Sadece kitaptaki eleştirim şu: kadın karakterler (Elise, Mariane) çok pasif bırakılmışlar,kendi kaderlerini
1000Kitap
CimriMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202227,9bin okunma
Watership Tepesi – Richard Adams Kitap Yorumu
Puan vermedi·436 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitapla tanışmam tamamen tesadüflere dayalı bir şey oldu. Bir gün ilk kitabını kırkından sonra çıkaran yazarlar hakkında bir araştırma yapıyordum (şu an neden öyle bir araştırma yaptığımı dahi hatırlamıyorum..) ve karşıma çıkan kitaplardan biri de Richard Adams’ın Watership Tepesi oldu. Kitap hakkında okuduğum birkaç küçük tanıtım yazısından sonra meraklanıp, (ki bence bu merak ve heyecan, bir kitaba başlamak için en önemli tetikleyici ve motive edici bir unsur) hevesle satın alıp ve dün itibari ile de bitirdim. Watership Tepesi’nin bende bıraktığı izlenime gelecek olursak, bilgilerim taze iken sıcağı sıcağına anlatmak istedim. Kendi sözlüğünü yaratan kitap Kitabı okumak ilk etapta nedense çok zor geldi. Sürekli notlar alıyor ve hikayeyi bir bütün olarak zihnimde toparlamaya çalışıyordum. Sebebi ise her tavşanın ayrı bir isminin olması, geçen mekanlar ve daha da önemlisi tanrının, kötülüğün, yırtıcıların, doğa ananın her şeyin tavşan diliyle (bkz. Lapin dili) bir karşılığı olmasıydı. Mesela sıradan bir kitapta “tanrı korusun” deniyor ama Watership Tepesi’nde tavşan diliyle bu “Frith korusun” olarak karşılık buluyordu. İşin komik yanı ve ne yazık ki üç yüz sayfa sonra fark edip kendime gülmeme sebep olan durum ise; tüm bu karşılıkların kitap arkasında zaten var olduğuydu. Notları boşuna almış olmadım ama en başta görseydim, en azından okurken neydi bu diye son sayfaya hızlıca göz atardım. Sadece bir tavşan hikayesi mi? Kitap gerçekten muazzam bir emekle hazırlanmış. Yazar sadece yüzeysel bir hikaye değil, aynı zamanda insan doğasına yakın duyguların başka bir dünyada nasıl yankı bulabileceğini titizlikle anlatmış. Bunun yanı sıra tavşanların doğasıyla ilgili de oldukça derin araştırmalar yapmış. (Kitabın önsözünde de special thanks olarak kaynaklarına
Edebiyat
Watership TepesiRichard Adams · Arkabahçe Yayıncılık · 2009232 okunma
3/10
·109 syf.··
2026 14. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 01:11
Dokuzuncu Hariciye Koğuşuna resmen üçüncü kez şans verdim ama yine olmadı... İlk iki okumamda hiçbir şey anlamamıştım belki bu sefer farklı olur diye zorladım ama yarıda bırakmamak için kendimi resmen paraladım. Dilinin ağırlığı bir yana kesinlikle eski Türkçeye de hakim olmak gerekiyor. Bunun haricinde kitapta o kadar çok gereksiz ve uzatılmış cümle var ki... (öznel) Peyami Safa ilk kez okuduğum bir yazardı ama bende hiç iyi bir izlenim bırakmadı uzun bir süre de Peyami Safa görmek istemiyorum sanırım.Üzgünüm. Kitapta beni gerçekten etkileyen tek bir kısım oldu çocuğun bacağının kesilme ihtimalini öğrendikten sonra “Evde bıçakla ekmek kesilmesine bakamıyorum” demesiydi... O cümle resmen içime oturdu. Zaten ön yargıyla başlamışken en azından minik bir ümit beslemiştim bu okumamda ama maalesef sarmadı. İnsanın kendi ruhuyla savaşı o yalnızlık hissi güzel düşünülmüş ama dili benim için bu hikayenin önüne geçti maalesef.Bazı incelemeleri okudum bir kısım severken bir kısım da benim gibi sıkılmış,anlamakta zorlanmış vs.Olabilir her kitap memnun etmeyebilir.Keyifli okumalar Mihriy’ Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Peyami Safa
İnceleme
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
10/10
·368 syf.··
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:00
2. şans temasından hiç hoşlanmam normalde ama bu kitap muhteşemdi. serideki favorim de bu oldu. bayıldım, bayıldım, bayıldım... cam, tam da düğün günü damat tarafından terk edilir ve soluğu üstündeki gelinlikle luke'un barında alır. barın tuvaletinde çaresizce ağlarken onu oradan çıkartan tek kişi ise ilk ve tek aşkı dusty olur. dusty, dünyada belki de cam'in neye ihtiyacı olduğunu bilen tek kişidir ve cam'e o gün neye ihtiyacı varsa onu verir. hukuk yeterlilik sınavını geçemeyen, nişanlısı tarafından başka bir kadına aşık olduğu için terk edilen ve minik kızıyla onca insana rağmen yapayalnız kalan cam, çocukluğundan beri hayalini kurduğu evin kiralık olduğunu öğrenir öğrenmez hemen taşınmak ister fakat komşusunun dusty olduğu ortaya çıkar. ikili bazen mecburi bazen doğal olarak gerçekleşen bu yakınlaşmaların sonucunda geçmişte verdikleri kararların sonuçlarını da yeniden gözden geçirirler ve yeniden aşka kucak açarlar. dusty, mükemmel erkeğin sözlükteki karşılığıydı. kitap geçmiş günümüz şeklinde ilerledikçe ona olan saygım git gide arttı. muhteşem yazılmış bir karakterdi gerçekten de. cam ise her şeye rağmen kendi ayakları üstünde durmaya çalışan çok güçlü bir kadındı, ona hayran olmamak çok zordu gerçekten. seride en sevdiğim kitap kesinlikle bu oldu. keyifli okumalar
Wild and WrangledLyla Sage · Dial Press Trade Paperback · 20256 okunma