bilmiyorum, zaman zaman düşünüyorum da, homoseksüelliğin bugünkü kadar açılamamış olması mı kafka'ya, pavese'ye, walser'e bu denli acı çektirdi diyorum?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
kimi zaman kendi kendime büyük planlar yapıyor, kendimi her işe ve her şeye layık görüyorum. kendi kendime "evet, yalnız canından usanıp her şeye başını çeviren kimseler büyük işler yapabilirler" diyorum. sonra kendime soruyorum: "neye yarar? ne faydası var? delilik, hepsi de deliliktir! hayır, vur, öldür kendini, bırak leşin ortada kalsın, git hadi, sen yaşamak için yaratılmamışsın. biraz felsefe yap, senin varlığının hiçbir değeri yok. senin elinden hiçbir iş gelmez!" diyorum.
ne kadar düşünüyorsam, bu hayatı sürdürmek boşuna. ben toplumun bir mikrobu olmuşum, zarar veren bir varlık. başkalarının sırtına yük. bazen deliliğim başlıyor. Uzağa, çok uzağa, kendimi unutacağım bir yere gitmek, unutulmak, kaybolmak, yok olmak istiyorum. kendimden kaçıp, çok uzaklara, mesela Sibirya'ya gitmek, lapa lapa yağan karın altında, gidip kendi hayatıma yeniden başlamak istiyorum. ya da mesela hindistan'a gitmek, parlak güneşin altında, göğe başlarını uzatmış ormanların altında, acayip insanlar arasında, kimsenin beni tanımadığı, kimsenin dilimi bilmediği, her şeyi kendimde hissedeceğim bir yere gitmek istiyorum. ne var ki bu iş için yaratılmadığımı görüyorum. hayır, ben tembelin biriyim. yanlışlıkla dünyaya gelmişim. bütün planlarıma göz yumdum. aşktan, şevkten, her şeyden kenara çekildim. artık ölüler sınıfından sayılıyorum.