Bugün için Türkçeyi iyi kullanan, onun gücünü ve olanaklarını iyi değerlendiren yazarlardan biri olduğumu düşünüyorum. Kim bilir, belki de bu büyükbabam, babaannem, dadım ve dillerine ağır mühür vurulmuş herkes adına konuşmak isteğindendir.
Garson abi, elinde gazete kâğıtlarıyla bekledi:
"Abi kusura bakmazsanız gazete yayıyoruz, masa örtüleri şeyden dolayı...yıkatamadık yani abi."
"İhtilalden mi, darbeden mi?"
"Darbeden dolayı abi, darbeden..."
...
Ayşe'nin babası "Darbe mi?" deyince o abi de "Darbe" deyince tanıdılar birbirlerini. "Çorum Olayları" diyenlerle "Çorum Katliamı" diyenler arkadaş olmaz mesela, öyle yani.
Sonra cenaze başladı, dizildi herkes. Dede var. Kocaman beyaz bıyığı var ama uçları sarı...
- Bismişah Bismişah! Canımız bu dünyaya kondu, yedi, içti, güldü, ağladı, göçtü. Mazlumun yanında, zalimin karşısındaki hakka yürüdü. Don değiştirdi. Bir daha hangi donda gelir güvercin mi olur, aslan mı olur, kuğu mu olur?..
Aslanım, size öğrettiler mi? Ankara 'gemi çapası' demek. Bir hayalle çıkılan yolda atılan çapa gibi düşün. Kralların hep eşek kulaklı olduğunu bildiği için bütün kuyular bunu bağıracak diye kuyulardan korkan Midas'ın şehri...