Tolkien'i Tolkien yapan 3 eseri incelesek mi?
Sigurd ile Gudrún Efsanesi bu kadar övülüyorken biraz daha gerilere mi gitsek? Arka planda parıldayan tılsımlı yüzükler, kadim haritalar, altın anahtarlar ve ejderhalar... Modern fantastik edebiyatın ve J.R.R. Tolkien’in Orta Dünya’sının temellerini atan, adeta türün "ataları" sayılan üç büyüleyici başyapıtı sizlere sunuyorum efenim! 1. Tılsımlı Yüzük (Friedrich de la Motte Fouqué) Orta Dünya’ya Dokunuşu: Yüzüklerin Efendisi'nin Kıvılcımı Önemi: 19. yüzyılın başlarında yazılan bu şövalyelik destanı, İskandinav mitolojisi ile romantik şövalye kültürünü harmanlayan ilk modern fantastik denemelerden biridir. Tolkien Bağı: Tolkien'in bu eseri çok erken yaşlarda okuduğu ve hayran olduğu bilinir. Kitaptaki lanetli ve büyüye yön veren yüzük motifi, asil şövalyelik kodları ve epik arayış (quest) anlatısı, doğrudan Tek Yüzük fikrinin ve Yüzüklerin Efendisi'ndeki epik atmosferin en büyük erken dönem ilham kaynaklarındandır. 2. Sigurd’un Hikâyesi - Peri Masalları (Andrew Lang) Orta Dünya’ya Dokunuşu: Ejderha Smaug ve Turin Turambar’ın Kaderi Önemi: Andrew Lang’in ünlü renkli peri masalı kitapları serisinde yer alan bu derleme, İskandinav ve Cermen mitolojisinin en köklü anlatısı olan Völsunga saga'yı temel alır. Tolkien Bağı: Bir kahramanın kırılan kılıcını yeniden dövmesi (Andúril), hazineye bekçilik eden dehşet verici ejderha Fafnir ve onunla konuşan kahraman figürü olmasaydı; ne Hobbit'teki Smaug'u ne de Silmarillion'daki Túrin Turambar'ın trajik hikayesini okuyabilirdik. Tolkien, Lang’in mitolojiye ve masallara olan bu yaklaşımından hayatı boyunca beslenmiştir. 3. Altın Anahtar / Elf’ler (George MacDonald & Johann Ludwig Tieck) Orta Dünya’ya Dokunuşu: Büyülü Diyarların ve Elflerin Doğuşu Önemi: George MacDonald, fantastik edebiyatın babası kabul edilir. Tieck ise Alman romantizminin
"İNCİ" Seni çok seviyorum her şeyden çok
15. BÖLÜM 🌹 İnci🌹 Yorgunluk ve uykusuzluk pençeleriyle beni adeta mağlup etmişti. Göz kapaklarımın ardında, bilincim kaybolmuş, uyku ile uyanıklık arasında savruluyordu. Bedenim ağır, zihnim sisliydi. Bu uyuşukluk anında, uzaktan gelen, hafif ama belirgin bir kapı tıklaması duydum. Ne bir tepki verebildim, ne de o kurşun ağırlığındaki göz kapaklarımı zorlayıp açabildim. Belki de bu da, o alacakaranlık rüyalardan biriydi. Sesler, bir fısıltı gibi, zorlukla ulaşıyordu. Ancak, duymaktan ziyade hissettiğim bir şey vardı: bana yaklaşan, yavaş ve temkinli adım sesleri. Yanımda birinin varlığını, odayı dolduran yabancı bir nefesi kesin bir şekilde duyumsadım. Üzerimdeki örtü, görünmez bir el tarafından nazikçe gerilip omuzlarıma kadar çekildi. Demek ki hissettiğim serinlik gerçekti; boşuna üşümüyordum. Bu şefkatli dokunuş, rüya olamayacak kadar gerçek, bir hayal olamayacak kadar sıcaktı. Açılmamak için direnen göz kapaklarımı büyük bir gayretle araladığımda, karşımdaki siluet Aslı’nın minyon hatlarına hiç benzemiyordu. Bakışlarım netleştiğinde, görüş alanıma giren o tanıdık çehreyle kalbim yerinden oynadı. Yine oydu... Yine Serkan. Bir yay gibi gerilerek, saniyeler içinde yataktan doğruldum. Kalbim, uyku mahmurluğunun oluşturduğu sersemliğe inat, deli gibi çarpmaya başladı. Şaşkınlığım ve bu perişan halimin verdiği utanç, yanaklarımda sıcak bir kızarıklığa dönüştü. “Uyandırmak istememiştim,” dedi. Sesi, her zamanki gibi ölçülü, sakin ve odayı bir anda huzurla dolduran o tınıdaydı. “Sorun değil, çok bile uyudum,” diye kekeledim. Sesimi toparlamaya, üzerimdeki o savunmasız halden sıyrılmaya çalışıyordum. “Bu sefer direkt yoğun bakım servisine gittim ama seni orada göremeyince buraya geldim,” dedi, bakışlarını bir an bile üzerimden ayırmadan.
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
”Korkuyor musun?” Bu sefer sesi daha kalındı, daha karanlık. Minyon bedenine rağmen sanki irileşmiş, gölgesi büyümüş gibiydi. Tavan lambasının solgun ışığında yüzü bozulmuştu. Göz kapakları ağır, yüz çizgileri yabancıydı. ”Korkmalısın. Az kaldı Yeliz… Çok korkmalısın.” Syf.234 Senin Yüzünden
Alıntı
Fizik kurallarına göre büyük kütleler küçük kütleleri çeker. Ama benim hayatımda bu tam tersi işliyor. Kütüphanemdeki o koca koca, ciltli, insana korku veren kitapların arasında gezinirken, hayatıma o kitaplardan çok daha küçük ama zihnimde hepsinden daha fazla yer kaplayan minyon biri girdi. Bütün felsefi altyapımı tek bir bakışıyla çökertiyor. Eskiden 'hiçlik nedir, evrenin sonu nereye varacak' diye düşünürken, şimdi ise tek hesabım, ona sarıldığımda dizlerimin değil kalbimin ne kadar eğileceği. Entelektüel dengemin bu kadar sevimli bir sebeple sarsılacağını hiç tahmin etmezdim.
Duygu ve Düşünce
KIZ KARDEŞ!
​Kız kardeş sahibi olmak bence büyük bir lütuf. Ablalık; sevgiyle, şefkatle ve muhabbetle ilmek ilmek büyüdüğün bir dünyaya dönüşüyor. "Burnumda tütüyor" deyimini tam olarak anlamak, özlemenin ilk harfiyle başlıyor. Her biri ayrı ayrı ilgi, şefkat ve sevgi istiyor; istekleri, duyguları ve sevinçleri farklılık gösterdikçe sen de o duyguya bürünüyorsun. Onlar için katlanıyor, sabrediyor ve savaşıyorsun. Biliyorsun ki sen düşersen, geri adım atarsan veya pes edersen, onlar da geride kalır. ​Eve dönmenin en zor yanı da bu; onları geride bırakıp onlarsız bir yerde olmak... Her gidişimde "biraz daha kal" demeleri içimi parça parça ediyor. Gözlerinin doluşu, seslerinin titreyişi daha bir hafta öncesinden başlıyor. İstiyorum ki onları birer minyon haline getirip yanımda götüreyim; çünkü aramalar, saatlerce konuşmalar özlemi bastırmıyor. "Abla ne zaman geleceksin?", "Seni çok özledik", "Gelince şunu da yapalım mı?" demeleri içimi yiyip bitiriyor. ​Her kız kardeş gibi bizim de ara ara kavgalarımız oluyor ama bu kavgalar kardeşliğimizin arasına girecek cinsten değil. Abla olmaktan asla pişman olmadım. Bazı zorlukları var evet ama bence abla olmak şahane bir şey. Anne yarısı oluyorsun; anneden önce sana geliyorlar, senden onay alırlarsa konu anneye intikal ediyor. ​Şimdiye kadar "Ablam halleder", "Ablama danışayım", "Ablamın haberi olsun" cümlelerini duydum ve bundan da çok gururluyum. En büyük duam; kardeşlerimin benden razı olduğu bir abla olarak kalabilmek... Sevilay üzümlü kekim (Kalemimden)
Hayat ve İnsan
Annem diyor ki zayıflasan minyon bir kız olcaksın Çok tuhaf ama 10 kilo bir kızda çok şey değiştirebiliyor