5/10
·104 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 01:22
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Bilimkurgunun Babası olarak bilinen, İngiliz yazar H. G. Wells'in (1866-1946), Zaman Makinesi adlı eseri hakkında bilgi vermeye çalışacağım. 1895 yılında yayımlanan bu eser bilimkurgu türünün ilk örneklerinden olduğu için önem teşkil etmektedir. Eserin içeriğine gelecek olursak; Zaman Gezgini adlı baş kahramanımız, bir tane zaman makinesi icat eder ve bu makine ile MS. 802.701 yılına yolculuk yapar. Yaptığı yolculuktan döndükten sonra yaşadıklarını bir dost meclisinde dostlarına anlatır. Zaman Gezgini'nin yolculuk yaptığı dönemde iki çeşit insan vardır: Eloilar: Yeryüzünde yaşayan, narin, çocuksu, minyon ve sanatsal yaratıklardır. Herhangi bir iş yapmazlar, sadece meyve yer ve oynarlar. Zihinsel kapasiteleri oldukça gerilemiştir. Wells'e göre Eloilar, geçmişin sefa içindeki zengin, burjuva sınıfının evrimleşmiş halidir. Mücadele edecek bir dertleri kalmadığı için zayıf düşmüşlerdir. ​Morlocklar: Yeraltında, karanlıkta yaşayan, maymuna benzeyen, mekanik işlerle uğraşan vahşi yaratıklardır. Işıktan nefret ederler. Wells'e göre Morlocklar ise geçmişin ezilen, fabrikalarda güneş görmeden çalışan işçi sınıfının evrimleşmiş halidir. Zaman Gezgini, gelecekte insanlığın evrimleşerek iki tamamen zıt ve kutuplaşmış türe ayrıldığını görür. Wells bu iki tür üzerinden Victoria dönemi İngiltere'sinin sınıfsal yapısını eleştirir. Eser akıcı bir dille yazılmış, yüz sayfa olduğu için bir oturuşta bitiyor. Ancak çok şey vadediyor gibi başlasa da oldukça vasat bir kitap. Sanki ilkokul çağındaki bir çocuğun eline kağıt kalem verip hadi sınırlarını zorlayarak saçmala demişler o da saçmalıkları kaleme almış gibi. Ben pek beğenmedim, tavsiye de etmiyorum. Keyifli okumalar dilerim...
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,2bin okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 173. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
"ÖZGÜRLEŞEN GÖKYÜZÜ" "Adı Zahra'ydı. Sandık açıldığında ilk gördüğüm şey sadece onun gözleriydi; yaşayan tüm canlılarınkinden daha büyük, devasa altın küreler, bir yırtıcının öldürücü bakışıyla üzerime dikilmişti. O yuvasından koparılmış, bir yaşında bir yavru kuştu; şimdiden ölümcül ve devasaydı. Bense on sekiz yaşında, minyon, yaralı, aşırı kaygılı bir kadındım. Ter ellerimi, ağır deri iş eldivenleri ve kararmış bir pullu yelek içindeki vücudumu kaplamıştı. Daha ilk günden ölen rokh terbiyecileri olurdu. Başıma gelse, yerimi başka bir çırak alırdı." Rokh kuşları avlarını uzaklara taşımazdı ama annem bunu bilmiyordu. Çocuk yaşta bir mantikor saldırısında annesini ve kardeşini kaybeden Ester'in hikâyesi, klasik bir intikam destanı gibi başlasada yazar, bu tanıdık motifin üzerine öyle derin duygusal katmanlar ekliyor ki, kitap bitip de gökyüzüne baktığımızda kanat seslerini duyuyoruz âdeta. Bir mantikorun annesini ve küçük kardeşini öldürmesiyle Ester'in ailesi parçalanır. Geriye babasının acı dolu sessizliği ve ailesini elinden alan canavarları öldürmeye yönelik güçlü bir arzudan başka bir şey kalmaz. Saldırıdan sağ kurtulan Ester, yıllar sonra mantikorlarla mücadele eden seçkin Rokh terbiyecileri arasına katılınca Zahra adlı güçlü bir Rokh kuşuyla eşleşmesi, hayatının dönüm noktası olur. Başlangıçta eğitim zorlu. Çünkü bu sadece bir kuşu terbiye etme meselesi değil; Ester kendi içindeki vahşi yaratıkla da yüzleşiyor. Öfkesi, korkusu, acısı, içinde yeşeren bitmek bilmeyen intikamıı... Tüm bunları Zahra'ya aktarmadan, onunla gerçek bir bağ kurmayı öğrenmesi ise zaman alıyor. Etkileyici olan şey ise: Ester, Zahra'yı kontrol etmeyi değil, onunla dans etmeyi öğreniyor. İmparatorluğun büyük mantikor avına seçildiğinde, Ester artık farklı biridir. Arkadaşları Darius ve
Edebiyat
Özgürleşen GökyüzüFonda Lee · Eksik Parça Yayınları · 20267 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Blood of My Monster
9/10
·340 syf.··
2026 9. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 01:25
Hep merak ettigim bir seriydi sonunda başladım. Rina'nın diğer kitaplarında adı geçen şu meşhur Kirill'le tanışmış olduk. Ailesiyle uyuşamayan, babasından nefret eden ve her fırsatta onu devirmek isteyen birisi olarak - stratejik bir düşünceyle- bir süre bratvadan uzaklaşmak için Rusya'ya orduya katılıyor. Bu sırada, tüm ailesi katledilmiş intikam arayan Aleksandra var. Öldü sanılıyor ve açığa çıkmamak için amcasının yönlendirmesiyle erkek kılığında orduya katılıyor. Bu ikisi burada karşılaşıp bir daha da kopamıyorlar. Yani şimdi, bir kadının hem de minyon ve kırılgan görünen birisinin kadın olmadığının fark edilmemesi biraz saçma ama neyse umursamayıp kitabın keyfine baktım. Orduda geçen bölümler, aksiyonlar sonra New York'a dönünce yaşananlar hepsi çok surukleyiciydi. Üstelik bazı kısımlar çok eğlenceli ve komikti. Bu kadar keyif alacağımı beklemiyordum. Şimdilik ilk kitabı çok sevdim. Kirill ve Aleksandra'nın kimyalarını, aralarındaki flörtöz çekişmeleri çok sevdim. Aleksandra için bulunan aile teması, kaybettigi ailesinden sonra Kirill'in yanında itiraf etmesede bir yere ait hissetmeye ve kök salmaya başlaması çok güzel hissettirdi. Kitaptaki diğer karakterler olan Maksim, Yuri ve suratsız Viktor'u bile seviyorum. Kirill'in annesinden nefret ediyorum umarım seri boyunca bir yerlerde cehenneme doğru yol alır ~☆~ Rina Kent
Roman-Edebiyat
Blood of My MonsterRina Kent · Independently Published · 2023721 okunma
10/10
·944 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 22:20
Kahve arası yorum-1 Kusura bakmayın fazla uzun sürdü okuması ben dizi izler gibi izliyorum kitapta olanları çünkü ahaha Dördüncü kanattada kitabı bitirip kaydını girmeyi unutmuştum hemen ikinci kitaba başlamıştım bunda ise uzun bir süre bu dünyada kalacağım gibi .Heyecan hiç mi bitmez hiç mi insana "sıkıldım bunaldım" dedirtmez bir kitap ya.950 sayfalık bir kitaptan bahsediyoruz arkadaşlar tuğla kadar.Ben 400 deyim günlük dizi izler gibi iki bölüm iki bölüm gidiyorum .Fena sarıyor.Yapay zekaya hangi ejderha seçer beni testi yaptırdım seçeneklerde hiçbiride vardı ve mavi ejderha çıktı.Sgaeyl falansa o mavi birbirimizi yerdik heralde ahshs (spoili)Andarna gibi siyah bir ejderham olsun isterdim ama... Neyse ben uzun bir süre daha burada olmayacağım malum dizim var.Ya zaten tv dizilerini nasıl izliyorsunuz anlamıyorum o kadar sacma konuları var ki.Kitaplar oh ne güzel be.Oyuncuları ben seçiyorum sürekli aynı oyuncular yok.Ortamı ben seçiyorum .Örnek veriyorum kitaplar hep tanımlarken siyah saçlı mavi gözlü der ben onu kafamada canladırırken uzun yüzlü boynu uzun canlandırabilirim sen ise onu daha minyon bir asyalı kadın şeklinde canlandırabilirsin hatta kendin kitabın baş kararketi oluyorsun bir çok kitapta.Kitaplara bayılıyorum bu yüzden 3 boyutlu dizi gibi.İstediğim kadar izleyebilirin sınırsız . Mükemmel bir şey ya. Final incelemem Kitabı anlatacak kelime bulamıyorum. Dört kere kahve arası verip yorum yazmamdan anlamışsınızdır. Her gün ancak iki bölüm okuyabildim. O kadar olay oluyor ki zihnim ancak bu kadarını kaldırdı. Bugün bitsin diye yaklaşık 100-200 sayfa birden okudum. Şu an zihnen o kadar yorgunum ki... Aşırı saran, mükemmel bir kitap. Yani tek kelimeyle mükemmel; okuyun, okutun, alın çeyizinize koyun, torunlarınıza da okutun. Ben küçük kardeşime
Demir AlevRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20243,230 okunma
10/10 :)))
Puan vermedi·448 syf.··
2026 2. kitabı
Uyarı: Incelemem genel olarak tum seri adınadır.Spoiler içermektedir. (Yazım yanlışları varsa uzgunum uzun oldu biraz :DDDDDDDD) Ne kadar övsem az dediğim nadir kitaplardan. Seriyi kaç kere tekrar tekrar okumuş biri olarak kitabı bir de benden dinleyin. İlk once konusuna olan sevgimden bahsedecegim. Konusu insanı oyle icine cekiyor,oyle sizi o evrenin parçası yapıyor ki kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Karakterlerle kurulan bağ kitaba karsı sevginizi ikiye katlıyor. Ayrı ayrı karakterlere deyinmek istiyorum. Alaz: 2. Kitabın sonu ve seri boyunca yaptığı hatalar yuzunden Yaralasar okuyucuları sevmeyenler ve sevenler olarak ikiye ayrılmış olsada ben seven taraftayım. Sevmeyenlere de saygım sonsuz tabii. Ozellikle Alazın gecirdigi karakter degisimi beni cok mutlu etmisti. Sedef: Sedefi sevmeyen ve sımarık bulan o kadar fazla kisi var ki... Ama ben yine seven taraftayım. Kız seri boyunca cok acı seyler yasadı ve bunların hepsine rağmen bir sekilde hep ayaktaydı.Bencil oldugunu dusunmuyorum. Evet ilk kitapta bu tarz hareketleri vardı ama 2. Kitabın sonunda Alaz digerlerini sectiginde onları sectigin icin tesekkurler demesi bence bunun kanıtlarından sevmeyenlere yine saygım sonsuz tabii. Kuzey: Sevmeyen yoktur bence :) Kuzeyle Sedefin kardesligi kitap boyunca beni hep etkiledi. Aynı zamanda derin hikayesi ve guclu durusunun ardinda ki kırılgan ruhu okurlara kendini sevdirmesinde ki en guclu etkenlerden. Naz: Suslu,minyon ama guclu dendiginde akıllara Naz geliyor :DDD Tesiste en kucuk olayda hemen atlaması bunun kanıtı. Nurbakiye kitaplığımın en süslülerinden dir kendisi. Hakan: Kendisi,gecmisi ve komikligiyle serinin en komiklerinden. Yine Sedefle olan kardesligi,gunun sonunda ne olursa olsun kus kalmamaları cok sirin. Gecmisi okurları en derinden etkileyen
1000Kitap
Yaralasar - 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 202113,2bin okunma
Kan döktün sen!!
10/10
·660 syf.·
2026 56. kitabı
"Kan mı dedin? Dünyanın her köşesinde çağlayanlar gibi akmış, günümüzde de akan kandan mı söz ediyorsun sen? Şampanya gibi akıtılan, insanların döktükleri karşılığında Capitol'de taçla ödüllendirildikleri, sonra da insanlığın kurtarıcısı diye yücelttikleri kandan mı söz ediyorsun?.. Biraz daha yakından, biraz daha dikkatli bak sen olaya Dunya! İnsanlara iyilik etmek istedim ben. Bu aptallığıma karşılık (aslında aptallık falan da değildi bu, düpedüz küçük bir yanlışlıktı; bu düşünce şimdi, başarısızlığa uğradıktan sonra, göründüğü gibi hiç de aptalca bir şey değildi... Aslında başarısızlığa uğrayan her iş aptalca görünür ya...) evet, bu aptallığıma karşılık binlerce iyi şey yapacaktım. Bu aptallığımla önce ilk adımımı atacak, bağımsızlığımı kazanacak, birtakım olanaklar edinecek, sonra bu aptallığımı bağışlatmak için sayısız yararlı işler yapacaktım... Gelgelelim daha ilk adımda, ilk adımda yelkenleri suya indirdim... Bir alçaktım ben çünkü! Bütün sorun bu işte! Ama ne olursa olsun, sizin bakış açınızdan gene de bakmayacağım olaya. Başarsaydım taçla ödüllendireceklerdi beni, oysa şimdi içeri atacaklar..." ​ Evet bu dizelerin bulunduğu romanın serüven yolculuğuna çıkıp, Dostoyevski’nin hangi duraklarda, hangi karakterleri, hangi ruh halleriyle, ördüğünü görebilmek için şimdi biraz geriye, o ilk adımların atıldığı zamana gidelim... Takvimler 1866 yılının Ocak ayını gösterdiğinde, Petersburg sokaklarında henüz kimsenin tanımadığı bir karakterin, Raskolnikov’un ilk ayak sesleri Ruski Vestnik dergisinin sayfalarında duyulmaya başladı. Ancak edebiyat tarihinin en tekinsiz tesadüfü tam da o tefrika günlerinde yaşandı; Dostoyevski, bu tefrikaları kaleme aldığı dönemde borç batağındaydı; kaldığı otelde yemek bile verilmeyecek kadar zor durumdaydı ama
İnceleme
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 2019194,6bin okunma