Mir

Gençlikte, ölümsüzmüşüz gibi yaşarız Fanilik kavramı tenimize değen narin, kağıt bir kurdele misali etrafımızda raks eder. Hayattaki bu değişim ne vakit olur? En nihayetinde, kurdele ne zaman bizi boğacakmış gibi sıkılaşır? Night Train to Lisbon 2013
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hangi şair yazabilir şahinlerin gök mavi semalarda süzülüşünü? Belki sarp bir kayalıkta ürkek, tedirgin biraz da saldırgan halini yani içgüdüsel yansımalarını. Bir de kanatlanır ya uçurumun kenarına, yazacak bir şey kalmaz yazana çünkü semalardaki duyguyu ancak kanatlananlar anlar yükseldikçe arşa doğru.
Şiir
Cehâletimizin silahıyla asıl bizi mahfeden, içimizdeki garip nåmlar ile hüküm süren parça parça istibdadlar idi ki hayâtımızı tesmim(zehir) etmiş idi. Fakat yine kabahat, o küçük küçük istibdadların pederi olan istibdâd-ı hükümete aittir.
Bediüzzaman Said Nursi
Her zaman başarının sebebi ittifak ve dostlarının iyiliğini istemektedir. Yenilgi ve perişan olmanın nedeni ise her zaman ayrılık ve dostlarının kötülüğünü istemektedir. Şeyh Sa'di Şi- razi çok güzel söylemiş: "Murçegan ra çu buved ittifaq, şîr-i jiyan ra bideranend pûşt." Yani eğer karıncalar birileriyle müttefik olursa azgın aslanın dahi derisini yüzebilirler. Karınca bütün zayıflığına rağmen, ittifaktan dolayı eğer hayvanların en yırtıcı ve güçlüsü olan aslana galip gelebiliyorsa, başarılı olup maksadına ulaşmak isteyen her millet, evvelen muhabbet, saniyen sadakat, salisen ittifak ve rabian de se'y/ gayret ehli olmalıdır.
Bediüzzaman Said Nursi
Bedîüzzamân Molla Saîd-i Kürdî'nin Nesâyihı
Ey Kürdler! İttifâkda kuvvet, ittihâdda hayât, kardeşlikde saâdet, hükûmetde selâmet vardır. İttihâd halatını ve muhabbet şerîdini sağlam tutun, tâ sizi belâdan kurtarsın. Güzelce kulak verin, size bir şey söyleyeceğim:   Biliniz ki üç, üç cevherimiz var, bizden muhâfazalarını isterler.Biri İslâmiyet ki, bin binler şehidlerin kanıdır ona bahâ verilen. İkincisi insâniyet ki, halkın (hâricin) nazarında kendimizi aklî hizmetle, civanmerdâne ve insâniyetçe dünyâya göstermeliyiz. Üçüncüsü milliyetimiz ki, bize meziyeti veren odur. Bizden öncekiler ki iyilikleriyle sağdırlar, sa‘yimiz ve hıfz-ı milliyetimizle onların rûhunu kabirlerinde şâd etmeliyiz.   Bunun ardından, üç düşmanımız vardır, bizi harâb ediyorlar. Biri, fakirlikdir, İstanbul'daki kırkbin hammâl bunun delîlidir. İkincisi, cehâlet ve okumamışlık, ki içimizden binde birinin «gazete» okuyamayışı bunun delîlidir. Üçüncüsü, düşmanlık ve ihtilâfdır ki, bu adâvet, kuvvetimizi kaybettiriyor, bizi de terbiyeye müstehak ediyor ve hükûmet de insafsızlığından bize zulm ediyordu.   Bunu işittiyseniz biliniz çâremiz şudur ki: üç elmas kılıcı elimizde tutmalıyız, tâ ki, üç cevherimizi elimizden etmeyelim, üç düşmanımızı üzerimizden kaldıralım!. Ve birinci kılıç, maârif ve okumadır. İkincisi, ittifâk ve millî muhabbetdir. Üçüncüsü, insan kendi işini kendi nefsi yapsın ve sefiller gibi başkasının kudretinden ümîd etmesin ve bel bağlamasın. Son vasiyetim: okumak, okumak, okumak ve el ele vermek, el ele vermek, el ele vermek.
Bediüzzaman Said Nursi