Puan vermedi·328 syf.··
2026 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Böyürtkənli Qış Artıq sevdiyim romanlardan biridir və həmişə xoş təəssüratla xatırlayacam. Əsərdə iki fərqli zaman kəsiyində — 1933 və 2010-cu illərdə iki qadının taleyindən bəhs olunur. Hər birinin hekayəsi özünəməxsusdur. Vera tənha bir qadındır. Keçimini təmin etmək üçün oteldə təmizlikçi işləyir. Rəfiqəsi ilə qatıldığı bir balda yaraşıqlı centlmen — Çarlz ilə tanış olur və nağıla bənzər bir eşq yaşamağa başlayırlar. Təbii ki, bu nağılda da "cadugər" əskik olmur… İllər keçir və Veranın oğlu itkin düşür; bununla da onun bədbəxt günləri başlayır. Klerin tənhalığı isə tamamilə başqa formadadır. Həyatlarında baş verən bədbəxt hadisədən sonra əri tərəfindən tək qoyulan Kler, bütün acıları ilə təkbaşına mübarizə aparmalı olur. Bütün bunlar az mış kimi, əri Etan hələ bir köhnə sevgilisi ilə də flört edir! Klerin hekayəsini oxuduqca məni ən çox əsəbləşdirən obraz, təbii ki, Etan oldu. Klerin əri tərəfindən görməzlikdən gəlinməsi keçdiyi prosesi daha da çətinləşdirir. Nə yaxşı ki, canım Klerin sevgisi hər şeydən üstün gəlir. Veranın verdiyi qərarlar mənə görə olduqca "romantik" (həssas) idi. Əgər həyatında biri varsa, təkbaşına qərar vermək heç də onu çox sevdiyin anlamına gəlmir. Çarlzın da o qədər güclü xarakterə malik biri olmadığını düşünürəm. Sevgilin səndən ayrılır və sən bunun səbəbini bir dəfə də olsun onun öz dilindən eşitmək barədə düşünmürsən?! Bəs bir-birindən 80 il fərqlə, eyni may ayında Sietli vuran o qəfil qar fırtınası sadəcə təbiət hadisəsi idimi? Əsla. Sara Jio bu fırtınanın altında Veranın və Klerin taleyini elə mistik bir bağla birləşdirir ki, həqiqəti öyrənəndə heyrətlənməmək olmur. Klerin arxivlərdə axtardığı o itkin körpə, əslində sadəcə bir reportaj mövzusu deyil, onun öz keçmişinin və soyunun gizli bir parçası idi. Zaman fərqli olsa da, ruhların
Böyürtkənli QışSarah Jio · Qanun Nəşriyyatı · 201744,9bin okunma
Canan Tan - Yüreğim Seni Çok Sevdi
Puan vermedi·444 syf.··
2026 21. kitabı
Piraye'de olduğu gibi yine eğitimli, aşka mesafeli ve uçarı bir kız; zengin ve bunu göğüslemeye çalışan bir erkek, yazlık ve çalıştığı için buraya gelemeyen baba, erkeğin ailesinin kızı istememesi, sevgilisi olan en yakın arkadaş (tam Türk dizisi) senaryosudur. O eserde de karakter davranışlarında bir şımarık çocuk tutarsızlığı, sinamekilik tadında olaylar cereyan ederken bunda da benzerleri yaşanır. Canan Tan'ın çok derinlikli bir yazar olmadığını düşündüm. Bence Elif Şafak çok çok daha derin bir isim. Aslı Bursa'da yapılacak akademik bir etkinlik için rektörden davet alır. Hem tez yazmaktadır ve az bir zamanı kalmıştır hem de maziden kalan bir yara olan ve konuşma yapacağı yere Bursa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi olarak katılacak olan Murat Alkanlı'yı davetliler listesi içinde görmüştür. Yine de ismi görünce daveti kabul eder. Aslı özgürlüğüne düşkün ve uçarı bir kızdır. Murat onun üniversite aşkıdır. Kızlar ona hayrandır ancak onun ilgisi Aslı'nın üzerindedir. Aslı da ondan hoşlanmaktadır ancak onun aşık olmak konusunda bir yetersizliği vardır. Aslı'nın babası İTÜ inşaat fakültesi mezunu bir mühendistir. Aydın ve solcu, bababacan bir adamdır. Aslı da İTÜ İşletme Fakültesi'ni kazanır. En yakın arkadaşı Ferda da aynı fakülteyi kazanmıştır ve birlikte okurlar. Ferda'nın dersaneden Bursalı Emre isminde bir erkek arkadaşı vardır. Çocuk sürekli Murat isimli çok yakın bir arkadaşından bahseder. Alkanlı Holding'in veliahtı, hazırlık okumamak için İngiltere'ye dil okuluna gitmiş, sırf dershane okumak için İstanbul'a gelip arkadaşını da yanında götürmüş bir gençtir. Sosyalist temayülle büyütülen Aslı daha hiç tanımadan çocuk hakkında adeta bir sınıf kini duyar. Sonunda Murat'la tanışırlar ve Aslı'nın çocuğu oldukça beğenir. Murat'ın arabası olmasına rağmen okula
Yüreğim Seni Çok SevdiCanan Tan · Doğan Kitap · 201638,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·116 syf.··
2026 1. kitabı
kısacık mis gibi kitap. fazla düşünmeyin okumak için. melisa kesmezi bu kitapla tanıdım ve tüm diskografisini okuyacağım gibi duruyor. ayrıca sınav senem içerisinde okuduğum tek kitaptı.
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,7bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 10. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 15:07
Doğan Cüceloğlu okuyup etkilenmemek pek mümkün değil diye düşünüyorum. Sohbet havasında gerçekleştirilen güzel bi kitaptı. Bolca feyiz alınabilecek noktalar içeriyordu. Sağlıklı ilişkiler kurabilmeye yönelik örnekleri de bizim için rehber niteliği taşımakta düşüncesindeyim. İyi ki okudum kitabıdır kendisi benim için.
Alıntı
'Mış Gibi' YetişkinlerDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20253,269 okunma
9/10
·112 syf.··
2025 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2025 00:00
Edebiyat tarihinin açık ara en "gamsız", en "dünya yansa umrunda olmaz" başkarakterine sahip kitabıdır. Kitabın varoluşçu felsefesini tek bir cümleye sığdırmak gerekirse o da şudur: "Evrenin umurunda değiliz, e o zaman benim de evren umurumda değil; o halde hayde gidip bir kahve içelim." Kitap insanın kanını donduran bana da daha ilk satırlarından "bu ne gevşeklik bre ehli deve" dedirten o meşhur cümlesiyle başlar: "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum." Normal bir insan böyle bir durumda ne yapar? Ağlar, yas tutar, taziyeleri kabul eder. Bizim Meursault ne yapıyor? Cenazede kahve içiyor, ertesi gün kız arkadaşı Marie ile denize girip, üstüne bir de komedi filmi izlemeye gidiyor. Suç ve Ceza'daki Raskolnikov işlediği suçun ağırlığıyla vicdan azabından yataklara düşüp hummalar içinde kıvranırken, Meursault annesinin cenazesinde sadece "Güneş de ne yakıyor arkadaş" diye terlemeyi dert edinir. Gelelim o meşhur plaj sahnesine. Olaylar gelişir, kumsalda tekin olmayan bir karşılaşma yaşanır ve Meursault cebindeki tabancayla bir adamı vurur. Neden mi? Nefret ettiği için mi? Derin bir felsefi hesaplaşma veya kan davası yüzünden mi? Hayır. Ter damlası gözüne aktığı ve güneş gözünü aldığı için.Kitabın ikinci yarısı tam bir hukuk komedisidir. Meursault cinayetten yargılanmaktadır ama mahkemede kimsenin cinayeti falan konuştuğu yoktur. Savcı: "Sayın jüri, bu adam bir canavar! Neden mi? Adam vurduğu için değil, annesinin cenazesinde sütlü kahve içip ağlamadığı için!" Meursault'un iç sesi: "Acaba mahkeme ne zaman biter, öğle yemeğinde ne yesem... Marie de bugün ne güzel giyinmiş." Meursault, kendi idam davasında bile o kadar sıkılır ki, sanki zorlu bir final haftasında çok çalışıp tüm ezberini unutmuş bir öğrencinin boş sınav kağıdına bakması gibi (yaşayan bilir), kendi
İnceleme
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 78. kitabı
Modern randevu dünyasının bataklığında, flört uygulamalarında hayal kırıklığı üstüne hayal kırıklığı yaşayan 34 yaşındaki Sydney, tam da bu yüzden kendini bir tehlikenin içinde bulmuşken mucizevi bir şekilde Tom Brewer ile tanışır. Tom; zeki, aşırı yakışıklı, ilgili ve üstelik başarılı bir doktordur. Kısacası, her kadının hayalini süsleyen o kusursuz erkektir. Ancak Sydney bu rüyanın tadını çıkarmaya çalışırken, vahşi bir seri katil cinayetler işlemeye başlar. Sydney, ilişkisi derinleştikçe Tom'un mükemmel maskesinin altındaki bazı tuhaflıkları fark eder. Hayatımın aşkı dediği adam, aslında polisi peşinde koşturan o katil olabilir mi? Freida'nın kitaplarını okurken mantığımı daha girişte vestiyere bırakıyorum. Sonra da mis gibi akıp gidiyor. Bu kitapta da aynı sistemi uyguladım, rahat ettim. Sonra da kendini tamamen "Katil kim?" sorusuna teslim ettin mi... Oh, tadından yenmez! İşin ilginç tarafı, bu formül her seferinde çalışıyor. Kurgunun geçmiş ve günümüz arasında ilerlemesi kitabın en güzel yanıydı. Geçmişte anlatılan bölümler sadece gizemi beslemekle kalmamış, aynı zamanda okları çevirebileceğimiz nur topu gibi bir şüpheli de yaratmış. Hal böyle olunca insan daha en başından katili bulduğunu düşünüyor. Gerçek öyle mi, değil mi... Orasını size bırakayım. Bu yüzden ben de zaman zaman burun kıvırarak okudum. Gelelim Sydney'ye... Kendisiyle zaman zaman ufak çaplı bir sinir savaşı yaşadım. Resmen belayı mıknatıs gibi çekiyordu. Sydney'yi okurken bir noktadan sonra katili bulmaya çalışmayı bıraktım. Müge Anlı'ya çıkıp "Tülay geri dööön!" diyen biri vardı ya... İşte ben de Sydney'ye sürekli, "Kızım ne olur eve dön." derken tam olarak onun gibi hissettim. Freida'nın kalemi bana hep edebiyat dünyasının fast-food'u gibi geliyor. Michelin yıldızlı bir menü sunmuyor
Erkek ArkadaşFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,665 okunma