Selim Nuri, kalemi defterin üstüne koyup, yorulan gözlerini bir zaman ovuşturdu. Ekim sonu soğuklarının ürpermeleri başlamıştı. Gene ıpıslak, upuzun bir kış gelecek... Sabaha karşı gazeteden dönüş... Ateşsiz oda... Tek başına çalışamamak, düşünememek... Çamaşır yıkama zorlukları... Daha berbatı, kurutma zorlukları... Pantolon, pantolon paçalarının, kunduraların iliklere işleyen rutubeti... Havayla, suyla, rüzgarla, uzun gecelerin karanlığıyla boğuşmak binecek yaşamaya... Can yoldaşsız direnmeye çabalayacaksın!