Tuğçe Kiliç

Tuğçe Kiliç
@misirkalyonigne
Türkolog
Anadolu Üniversitesi-Türk Dili ve Edebiyatı
Eskisehir
115 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
7/10
·256 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 07:33
Kitabın, Sylvia Plath'in intihar etmeden bir ay önce yayımlandığı düşünüldüğünde bile zor bir okuma olacağı belliydi ama psikolojik olarak bu derece bir yıpranmayı beklemiyordum. Büyük ölçüde otobiyografik de sayabileceğimiz kitapta, birçok hayali olan bir kadının yavaş yavaş çöküşünü okuyoruz. Özellikle "intihar" odaklı olan kitap, kadın olmanın, genç bir kadın olmanın, var olmaya çalışan bir kadın oImanın ağırlığını çok iyi hissettiriyor. Uzun uzun inceleme yazısı yazmak isterdim fakat hissettirdiği çöküşü buraya yazmam imkânsız. Herkese tavsiye etmem, güçlü bir psikoloji gerekli.
1000k
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,1bin okunma
Reklam
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 01:07
intihar etmek için ortadan kayboluyorsunuz ve geri döndüğünüzde gördüğünüz șey, "insanların ortadan yok olduğu"oluyor. Anlatıcının böyle bir durumda ne hissettiği ve neler yaşadığına odaklanan bir kitap. Her ne kadar anlatıcı felsefe ile alakası olmadığını söylese dahi felsefe yoğunluğu oldukça fazla bir metin. Bununla birlikte psikolojik olarak da yorumlamaya müsait. Kitabın konusu intihar olduğu için şunu da söylemeliyim ki yazarımız da 61 yaşında intihar etmiş. Durgun bir metin olsa bile asla yormuyor. Şans verilebilir.
1000Kitap
İnsanlığın SonuGuido Morselli · Can Yayınları · 202661 okunma
9/10
·154 syf.··
2026 7. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 14:30
Yer altı mağarasında kapatılmış ve başlarına erkek gardiyanlar konulmuş 40 kadın. Bu kadınların 39'u kapatılmadan önce normal hayatları olan, evlenmiş, çocukları olmuş, işi olan yani "hayat" ı, olan kadınlar. Fakat kırkıncıları daha bebekken mağaraya kapatılmış, hayatın ne olduğunu bilmiyor. Gördüğü tek șey mahkum 39 kadın ve uzaktan baktığı gardiyan erkekler. Zaman kavramı yok, belli yiyecekler yeniyor ve yapılması gereken şeyler yapılmayınca tepelerinde kırbaç bitiyor. Böyle bir ortamda var olmaya çalışan "Küçük Kiz" ın hikâyesi. Konu olarak her ne kadar distopik gözükse de bakıldığında kadınların gördükleri muamele itibariyle o kadar da distopik değil. Bir yerlerde kadnlar hâlâ tutsak. Belki bir mağarada değilse bile bir evde, iște, beyinde veya kalpte. (Not: Kitabın yeni baskısı Can Yayınlarından çıktı ve adı: Erkek Nedir Bilmeyen Ben. Burada bulamadığım için eski baskıdan koydum.)
1000k
Erkek Nedir BilmezdimJacqueline Harpman · Doğan Kitap · 200448 okunma
8/10
·120 syf.··
2026 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 23:40
Mumlar Sonuna Kadar Yanar, 11 yaşında askeri okulda başlayan çok farklı karakterde, ruhta ve yaşam koşullarında olan iki erkeğin kurmuş olduğu dostluğu temel alsa da, derinliklerinde İkinci Dünya Savaşı'nın izlerini, sınıf farkının insanlar üzerindeki etkilerini anlatmaktadır. Bir general olan Henrik ve müziğe, sanata tutkun olan Konrad otuzlu yaşlarına kadar bu dostluğu bir şekilde ayakta tutmaya çalışmışlardır. Fakat Konrad'ın askerliği bırakıp Tropikal ülkelere gitmesi sonucu her şey değişmiştir. Henrik dostu tarafından terk edilmiştir ve daha da acı olanı giden sadece dostu değildir. 41 yıl boyunca Konrad'ın gelmesini, hesaplaşmayı ve kafasındaki sorulara cevap bulmayı bekler. Nihayetinde Konrad 41 yıl sonra çıkıp gelir. Bakıldığında biz bu hesaplaşmada karşılıklı diyaloglar neredeyse görmeyiz çünkü konuşan, içini döken sadece Henrik'tir. Onun Konrad ile konuşmaya değil içini dökmeye ihtiyacı vardır. Kıskançlığın, ihanetin, kinin ve dostluğun nahif bir şekilde anlatıldığı bu metinde, okuyucu psikolojik bir sorgulamaya da girecektir şüphesiz. Kısa ama çok etkili bir metindi. Özellikle yazarın uzun uzun betimlemeleri, cümleleri muazzamdı. Kesinlikle tavsiye ederim.
1000Kitap
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
9/10
Her insanın yası yaşama ve gösterme süreci farklıdır. Kimisi yaşadığı acıyı dışarı haykırarak belli eder, kimisi ise içindeki çığlığı derine gömer ve insanlar zanneder ki o kişi asla acı çekmiyor, gününü gün ediyor. Maggie O' Farrell romanında bunu William Shakespeare'in hayatından yola çıkarak göstermiş. Fakat kendine has üslubuyla başrolü Shakespeare gibi birine değil de bir kadın, anne ve şifacı olan Agnes üzerinden yapmış. Eserde Shakespeare'in adından bahsedilmez. Ondan "Agnes'in kocası, Hamnet'in babası" gibi kalıplarla bahsedilir. Bu da Agnes'i ön plana çıkartır. Kurgu ve gerçeğin harmanlandığı romanda Agnes ve Agnes'in kocasının oğullarını kaybettikten sonra yaşadıkları acı ilmek ilmek örülüp okuyucuya aktarılmış. Agnes'in yaşadığı acı ve tuttuğu yas net bir şekilde aktarılırken Agnes'in kocasının yaşamış olduğu yas derinden sessiz sessiz gelmektedir. Anne bu yas sürecinde hem diğer çocukları için ayakta kalır hem de oğlunu içinde yaşatmaya devam eder. Baba ise evden, anılardan, geride kalanlardan kaçıp işine döner. Bu noktada okuyucu olarak -yani en azından ben- ne kadar sinirlensek de, babanın sessiz ve derinden yaşadığı yas sonucunda da ortaya "Hamlet" gibi bir eser çıkar.
Edebiyat
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
Reklam