Kökeninde anlamdan yoksun bir hareketim vardı
ve anlamdan yoksun olduğundan kimselere söz etmemeye karar vermiştim. Anlatması en zor șeyler, kendimizin bile anlayamadığımız şeylerdir.
"Elde etmenin de vakti vardır, yitirmenin de. Elde tutmanın da vakti vardır, bırakmanın da; sevginin de vakti vardır, nefretin de;
savaşın da vakti vardır, barışın da."
Mylius: "'Ölü bir insanın körlüğü ile yaşayan bir insanın körlüğünü düşünün. Arada ne fark var? Neredeyse
bütün mümkün 'veriler'e, hatta başkalarının, yani hemcinslerimizin fiilî deneyimlerine dair cehaletimiz, dolayısıyla da kayıtsızlığımız, ilgisizliğimiz gerçek anlamda bir tıkanıklık teşkil eder. Bu veriler, bu deneyimler bizim için 'yoktur' ve biz de onlar için yokuz. Başka bireyler için "gündelik'in dokusunu oluşturmaları önemli değil; biz, burada ölüyüz ve bu ölümü 'mecazi' olarak adlandırmaya lüzum yok. Belki kısmi ama gerçek ölüm.
Ben: "Yaşam harekettir, ölüm ise hareketsizlik."