Ravza Erma Aydın

Tek Arzum:Tüm Dünyayı Gezmek, Gördüklerimi Anlamlandırmak, Yazmak
Küçük Kara Balık dolunayın yanına gitmiş . Başlamış onunla söyleşmeye : " Selam güzel ay ! " " Selam Küçük Kara Balık . Nereden böyle ? " " Dünyayı dolaşıyorum . " " Dünya çok büyüktür , her yerini dolaşamazsın ki ! " " Olsun . Gücüm yettiği yere kadar giderim . "
Sayfa 36·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
" Zia ! Bu adam şeytanın ta kendisi . "
" Duyduğum kadarıyla ona paha biçilemez bir yakut satmışsınız , şu sıralar -tamamen entre nous-dansçı Mirelle'in boynunu süsleyen yakutu ? " " Evet , " diye mırıldandı Papopolous . " Bu doğru . " " Ünlü 'Ateşten Kalp' kalp yakutuna çok benzeyen bir yakut . " Yunanlı gülümsedi . " Gerçekten belirgin benzerlikleri var . " " Gerçekten mücevher konusunda ustasınız , Bay Papopolous , sizi içtenlikle kutlamak isterim . Hemen Paris'e dönecek olmanıza üzüldüm Matmazel Zia , sizinle daha fazla beraber olma fırsatımız olmasını isterdim . Üstelik işlerim bitmişken ! " " Size bu işlerinizin niteliğini sorsam , fazla ileri gitmiş olur muyum ? " diye sordu Papopolous çekinerek . " Hayır , hayır asla . Marquis'i kesin kanıtlarla tutuklatmayı başardım . " Bay Papopolous'un dalgın bakışları uzaklara takıldı . " Marquis mi ? Bu isim bana neden tanıdık geliyor ki ? Hayır hayır , daha önce duymadığımdan , tanımadığımdan eminim . " " Nereden tanıyacaksınız ki ? " dedi Poirot gülümseyerek . " Çok ünlü bir mücevher hırsızı ve katilden söz ediyorum . Madam Kettering'i , hani şu trende öldürülen İngiliz bayanı , öldürme suçuyla tutuklandı . " " Ne diyorsunuz ? Çok ilginç ! " Karşılıklı olarak nezaket sözcükleriyle vedalaştıktan sonra , Bay Papopolous Poirot'nun yakınlarda olmadığından emin olunca , kızına döndü . " Zia ! " dedi . " Bu adam şeytanın ta kendisi . "
Sayfa 284·Kitabı okudu
Alıntı
Yalnız Olmadığını Hissediyordu ; … Bu Biri Ruth Kettering idi .
“ Çıkan söylentilerden sonra mücevherlere kızınız için ne olursa olsun ulaşacağınızı deneyimlerinden biliyordu . Gerçi bu özenle hazırlanmış , ayrıntılı planı geliştirmişti ama mücevherleri satın aldığınız akşam tuttuğu birkaç sokak serserisini üzerinize salarak , kısa yoldan mücevherlere ulaşma fırsatını da denedi . Bu deneyimi başarısızlıkla sonuçlandı ama bu onun için beklenmeyen bir durum değildi . Asıl planını her olasılığa karşın henüz yürürlüğe koymamıştı ve bu plan kesinlikle güvenli ve şaşmazdı . Richard Knighton olarak ondan kuşkulanılması olanaksızdı . Ancak tüm büyük adamlar gibi , ki Marquis'nin de kötü de olsa kendi alanında büyük bir adam olduğunu kabul etmeliyiz , onun da zayıf bir tarafı vardı . Miss Grey'e âşık oldu ve Derek Kettering'in de aynı durumda olduğunu ve hatta bu konuda öncelik kazandığının farkına varınca önüne çıkan ilk fırsatta suçu onun üzerine atmaktan kendini alıkoyamadı . Evet, Mösyö Van Aldin , şimdi size çok ilginç bir şey anlatmam gerekiyor . Miss Grey kesinlikle hayalperest bir insan değil , ama bir gece Monte Carlo'daki gazinonun bahçesinde otururken Knighton'la yaptığı uzun bir konuşmanın hemen ardından yanı başında kızınızın varlığını hissettiğinden emin . Merhumun ruhunun ona bir şeyler anlatmak istediğini ve birden bu ölü ruhun Knighton'un onun katili olduğunu anlatmaya çalıştığını hissettiğini söylüyor . Bu düşünce o an için Miss Grey'e öylesine çılgınca gelmiş ki kimseye bundan bahsetmeye cesaret edememiş . Ancak yine de bunun gerçek olduğundan bir şekilde emin olduğu için ona göre davranmaya başlamış . Knighton'un yaklaşma deneyimleri reddetmediği gibi ona karşı Derek Kettering'in suçlu olduğundan eminmiş gibi hareket etmiş . " " İnanılır gibi değil ! " diye mırıldandı Van Aldin .
Sayfa 281·Kitabı okudu
Alıntı
Bu Aşk Belki de Bir Suçtu, Ama Cezası Ölüm Mü Olmalıydı?
Mina , Alfred'in yaradılışı gereği kendisi kadar tutkuyla sevmeyeceği fikrine alıştırdı kendini . " Daha sevgisiz olsaydı bile , " dedi kendi kendine , " ona tapmak benim kaderim . Kötü alışkanlıkları olmadığına çok seviniyorum . İçten içe biliyorum ki beni de kötü yola sürüklemek istese , suç işlemek benim için işten bile olmazdı . ” … Sonunda gözlerini aniden Mina'ya dikti ama bakışları aşkla değil , en ağır şüpheyle doluydu . Mina buz kesti . " Tek bir sorum var Mina . Karımın odasında Mösyö de Ruppert'i yakaladığım o gece , kontun niyetine dair herhangi bir bilginiz var mıydı ? Kısacası , söz birliği etmiş miydiniz ? " " Evet ! " dedi Mina tereddütsüzce , " Madam de Larçay aklının ucundan bile geçirmedi kontu ; bana ait olduğunuza inandım çünkü size âşıktım . İmzasız o iki mektubu da ben kaleme aldım . " " Rezillik , " dedi Alfred soğukça . " Büyü bozuldu , karıma dönüyorum . Size acıyorum ve artık sevmiyorum sizi . " Onurunun incindiği ses tonundan belliydi . Çıkıp gitti . " Yüce ruhların payına bunlar düşer işte fakat çareleri tükenmez , " dedi Mina pencereye kurulup sevgilisini sokağın sonuna dek izlerken . Alfred gözden yitince onun odasına girdi ve kalbine sıktığı kurşunla kendini öldürdü . Hayatı yanlış atılmış adımlardan mı ibaretti ? Mutluluğu sekiz ay sürmüştü . Hayatın gerçekliğiyle yetinemeyecek kadar ateşli bir ruhtu onunkisi .
Sayfa 50·Kitabı okudu
Alıntı
En Kalabalık Yer , Muhtemelen En Yalnız Hissedilen
“ Mina ağlamaktan bir hal oldu ... " Hiç değilse her gün göreceğim onu , " dedi sonra , bir an cesaretlenerek... " bundan büyük mutluluk yokmuş kaderimde ... Zavallı annem haklıydı : ‘ Bir gün aşık olursan ’ , demişti bana , ‘ kim bilir nasıl delilikler edeceksin ! " … Mozart'a yaraşacak hoş bir ezgi seçti kulakları . Henüz on beş dakika geçmişti ki kendine yönelttiği bütün serzenişlerini unutup Alfred'i her gün görecek olmanın mutluluğundan başka bir şey düşünmez oldu . " Her insan , " dedi sonunda , " kendi kaderini tayin etmek durumunda değil mi ? Miras ve servet yönünden talih yüzüme güldü gülmesine ama şu işe bak ki sarayda veya balolarda sivrilmek kaderimde yazılı değilmiş . Bakışları üzerime çekerdim , hayranlık uyandırdığıma şahit oldum - ama o kalabalık içinde kapıldığım can sıkıntısı en kasvetli hüzne büründürürdü beni ! Herkes benimle konuşmaya can atıyordu , bense sıkılıyordum . Anne babamın ölümünden beri yaşadığım mutluluk anları etrafımda can sıkıcı kimseler yokken Mozart'ın müziğini dinlediğim anlar oldu sadece . Her insanda görülen mutluluk arayışı beni bu tuhaf teşebbüse ittiyse , hata bende mi ? Muhtemelen onurumu lekeleyecek bir şey bu ; varsın lekelesin ! Katolik kilisesinin manastırlarına sığınırım ben de . "
Sayfa 21·Kitabı okudu
Alıntı