Dark academia ile tanışmam çok basit oldu. Tumblr kullandım, Pinterest'te aradığım şeyin yanına bir de dark academia yazdım ki estetik olsun. Kıyafetleri, renkleri, kitapları, mumları, gizemli ve gotik havası ile tam benlik bir türdü dark academia. O yüzden bir an önce bu türün kitaplarını da okumam gerekiyordu. Yıllarca ertelemelerim sonunda Gizli Tarih ile türe bir dalış yaptım. Mutlu muyum? Kısmen.
Anlatıcı olarak bizi karşılayan Richard, yeni bir üniversiteye başlıyor. Kendisinden yeni bir karakter yaratmak peşinde. Memleketini, ailesini geride bırakmak uğruna yalanlar söylüyor. Sonra üniversitede bir grup öğrenci dikkatini çekiyor. Kahverenginin elli tonundaki ceketlerini giyen, sürekli kitap okuyan, entelektüel tartışmalar yapan bir grup. Onların çok özel bir profesörden Antik Yunan dersleri aldığını, bu dersleri alabilmek için seçilmek gerektiğini öğreniyor. Ne yapıp edip bu grubun içine giriyor. Çünkü o da benim gibi bu grubun harika olduğunu düşünüyor. Richard kampüsten ben Pinterest'ten izliyoruz bu grubu, ne kadar estetik, güzel olduklarını düşünerek. Sonra da birbirinden ilginç sınıf arkadaşları ile tanışıyoruz: Henry, Francis, Bunny, Charles ve Camilla.
Karakterlerin, profesör Julian'ın dersleri ve öğretileri etrafında nasıl toplandığını, aralarında başlayan arkadaşlığı okudukça, içlerini görmeye başlıyoruz. Her biri, zihnen havalarda uçuyor. Gerçek dünyadan kopuk, her şeyi romantize ederek yaşayan insanlar onlar. Bu şekilde güllük gülistanlık yaşamıyorlar tabii ki, zaten aksi mümkün de değil. Kitabı okumadan önce bile bildiğimiz bir cinayet işin içine karışıyor ve devamı da çorap söküğü gibi geliyor.
Gizli Tarih'i okumadan önce büyük bir beklentim vardı. Dark academia başyapıtı, şöyle mükemmel, böyle harika gibi yorumlar duyuyordum. Okuduktan sonra da