Türkiye'de İslami Hareketin Gelişim Süreci: 60 ve 70'li Yıllar
1- 60'lara Girerken 'Siyasi ve Fikri Vaziyet'
60'lı yıllarda gerçekleşen değişimin nasıl ve hangi yönlerde geliştiğine bakmadan önce, müslümanların bu dönemde de devam eden genel bir özelliğine değinmekte yarar görüyoruz.
Bu da, müslümanların, özellikle 1950'den sonra kendilerini, daha çok, doğrudan veya dolaylı siyasî tercihlerle ifade etmeye çalışmasıdır. Burada kastedilen "siyaset", elbette, sistem'in karar verdiği ve çerçevesini belirlediği 'oyun alanı' anlamındaki siyasettir. Müslümanların kendilerini ifade etmekte kullandıkları siyasî tercihleri de, bu 'çerçeveyi zorlama iradesinden (bile) yoksun bulunan, sistem'in özellikle 1950'den sonra oluşturduğu yeni güç dengeleri içinde kendileri için uygun görülen yere 'sahip çıkmak'tan öteye geçmeyen bir tavır biçiminde olmuştur. Başka bir deyişle, çok partili bir rejimde etkin ve belirleyici bir oy tabanının elinde bulundurduğu demokratik(!) gücün karşılığını bile istemekten yoksun bir siyasetti bu. Belli tarihsel ve fikri temelleri de bulunan bu psikoloji, müslüman kitleyi olduğu kadar aydınları da önemli ölçüde etkilemekteydi. 50'li yıllarda önde gelen müslüman aydınların önemlice bir kısmı, doğrudan veya dolaylı olarak, aktif veya pasif bir şeklide Demokrat Partiyi (DP) destekliyor ve bu parti çevresinde siyaset yapıyordu. Dönemin belli başlı İslami yayın organları arasında yer alan Sebilürreşad'da Eşref Edib'in yaptığı değerlendirme, bu desteğin ölçüsü (veya ölçüsüzlüğü) hakkında bir fikir verebilir:
"Din düşmanlığı terörüne DP son vermiştir. DP, inanç ve itikat cephesinin partisidir. Memleket semalarını Arapça ezanla donatan iktidardır. Elli yıldır baskı alfanda tutulan müslümanlar, DP sayesinde kurtulmuştur."
Müslüman halk kesimlerinin DP