Bana öyle geliyor ki biz çocuk kalmış bir milletiz ve daha olayları ve dünyayı, mucizelere bağlı, 'myth'ler (mit) bağlı bir şekilde yorumluyoruz en ciddi bir biçimde.
Mahir'lerin Kaçışını Şarapla Kutladık . . . 1971 sonbaharında liseyi bitirip İstanbul Eğitim Enstitüsü Ma­ tematik Bölümü'ne girmiştim. Okul karma, ortam devrimciydi. Hayatı çabuk öğreniyorsunuz öyle bir ortamda. Mahir'lerin du­ ruşmalarına giderdik. Onlar Maltepeöen kaçınca okulun karşı­ sındaki bakkalda en ucuz şarapla kutlamıştık. Vurulduklarında boykot yaptık. Deniz'ler idam edildiğinde de öyle. Disiplin cezası almışlığım vardı. İkinci sınıfta o günlerde, devrimci faaliyetleri olanlarla tanış­mıştım. Bu biraz daha yönlendiriciydi. Biraz konuşma, bir iki bil­ diri derken kendimi cezaevinde buldum. Şöyle: 13 Nisan 1973'te okul yurdundan gözaltına alındım. 20 öğrenci alınmışız, sonra üç kişi kalmışız. Bana çok fazla bir işkence yapmadılar. Zaten hasta hasta yatağımdan kaldırıp almışlardı, hem de son dakikada. Üzerinde Aysel adım yazılı bir mektup ve galiba içinde bazı yazılar bulmuş­lar, bahçede! Ancak erkek arkadaşıma acayip işkence yapmışlar. Üçüncü kişi Fatma Oğuz. Biri adını vermiş ki o da çok işkence görmüştü, Selimiye'de gördüğümde tabanları yarılı vaziyetteydi. Ben, Harbiye ve Balmumcu MİT işkencehanelerinde ve en son Gayrettepe 1 . Şube'de kaldım.
Sayfa 45 - Ayrıntı 2015
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ulu Hâkan Abdülhamîd Hân devrine kadar her memlekette millî menfaatlerin gözcüsü olmak mevkiindeki gizli istihbarat teşekkülleri henüz tam mânasiyle keşfedilmiş, verimlendirilmiş ve geliştirilmiş değildi. Abdülhamîd’i küçültmek için onu hafiyelik teşkilâtını kurmuş olmakla suçlandıranlar bilmelidir ki (Entelijans Servis)den (G.P.U.),(Gestapo) ve nihayet (C.I.A.) ve (K.G.B.)ye kadar bütün büyük haber alma ve tedbir gösterme müesseseleri bu gün her memlekette iç ve dış emniyetin usta bekçileri halinde maddî ve manevî hudut koruyucuları mahiyetindedir. Vücut hikmetini bu kadar değerlendirdiğimiz bizim (MİT)imizin ise (mitoloji) ve malûm (Mit)ler dışında ne yaptığı, neyle ve nasıl uğraştığı ve devlete ne çapta faydalı olduğu, umumî hatlariyle olsun malûmumuz değildir. Mahrem ve hususî hatlar kendisine kalsın... Şu kadarını kaydetmeden duramıyacağız ki, bembeyaz bir kar zemini üzerinde sırtlanların takip edildiğini gösteren çizme izleri adına hiçbir işaret görmemekteyiz.
Sayfa 14 - MİT, 6 Mart 1978, b.d.y
Çerçeve
16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin önünde sol görüşlü öğrencilerin üzerine bomba atıldı. 7 öğrenci öldü, 41 öğrenci yaralandı. Oysa MIT mensubu bir istihbaratçı yeriyle yurduyla "8-10 gün içinde, ülkücülerin bu tür bir eylem gerçekleştireceğini bildirmiş, bilgi notu emniyet arşivine "7 Mart 1978, 1.D.2.12780" koduyla girmişti. Ne hikmetse, İstanbul Emniyeti bu bilgiyi görmezden geldi. Gençlerin üzerine bomba atan ülkücünün Zülküf Isot olduğu tespit edildi. İsot başka bir ülkücü Latif Aktı tarafından öldürüldü. Aktı 8 yıl hapis yattı. Ali Yurtaslan isimli itirafçı bir ülkücü, bu olayda kulla-nılan bombayı Ülkü Ocakları İkinci Başkanı Abdullah Çatlı'nın temin ettiğini itiraf etti. Emekli Astsubay Oğuz Serçinoğlu da mahkemede verdiği ifadede "Ordudan çalınan TNT'ler Yüzbaşı Mehmet Ali Çevikel tarafından Abdullah Çatır'ya verildi, İstanbul, Sivas ve Maraş'a ulaştırıldı" dedi..
Sayfa 16 - Destek Yayınları·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat
Anılar bile yorgun düştü damarlarımda, kendimi inandırdığım bütün mit'ler külllendi, tasarladığım her şeyi daha yumurtasının içindeyken ölüme bırakıyorum.
1000Kitap