Devletler yıllar boyunca topluluklarını bir arada tutmak için envai çeşit yollara başvurmuştur. Kahramanlar, mitler, dinler, milli anlatılar ve sayamadıklarım. Hepsi kendi hikayesini yazmıştır. Bizde o kadar çok hikaye var ki milletimiz hangisine tutunacağını şaşırmış durumda. Tabi bu şimdi başlamadı.1850 yıllarından itibaren kendi hakimiyetimizin hikayelerinden çok hakim paradigmanın sattığı hikayeleri aldık ve çocuklarımıza anlattık. Son dönemde bunlar boşa çıkınca ırk milliyetçiliği ön plana çıktı. Şimdilerde yeni nesil asabiyye üzerinden ahmakça bir düşünce ile birlik olabileceğinin bilincine ulaşmış durumda. Bu şuur eksikliği ile gelen düşüncenin müsebbibi malum.Şüphesiz politika insanımızı kendi emelleri için bölmede ve buradan oy devşirmede mahir. Etnik köken milliyetçiliğinin tarihte örnekleri var ve uzun süren Devlet ve imparatorluk olma yolunda milletlerin önüne koyulan bir propaganda. Lakin yeni nesilde rüzgarın savurduğu yapraktaki irade ve şuur yok. Bu bizim millet olma, tekrardan eski gücümüze kavuşma cihana hükmetme ve imparatorluk olma yolundaki en büyük engelimiz. Yeni nesil ekranlarda kaybolmuş durumda. Sosyolojik okuma bir yana senede bir kitap dahi okumuyorlar. Ortalama yerlerde. Müspet ilimlere verilen önemin birazı dahi sosyal ilimlere verilmiyor. Ortak bir tarih dili oluşturamadık. Türkçe kaybolmaya yüz tutmuş. Çağdaşımıza ve yeni nesillere yol gösterecek bir deha çıkaramadık. Bu yüzden namuslu ve dürüst insan eksikliği çekiyoruz. Bu sosyal çürümenin önüne geçemezsek bir 50 yıl içinde belki daha önce kendi kendimizi imha edeceğiz.
Hayırlı Cumalar