Bazı eserleri okumak için doğru zamanı beklerseniz. Ben de Malcolm Lowry’nin “Yanardağın Altında” kitabını alıp, -epey uzun zaman oldu- kitaplığın raflarından birine yerleştirip doğru zaman gelince -ne demekse o artık- okumak için ayırdım. Başımdan geçen küçük bir olay sonrası, ne kadar zaman geçerse geçsin “doğru vaktin” olmadığını, kendimizi kandırdığımıza emin oldum. Böylede okumaya başladım.
Lowry, alkolikliği ve deliliğiyle de tanınan bir yazar. Yanardağın Altında’yı, 1936-1944 arasında damıta damıta yazmış. Yazarın hayat hikayesine de göz gezdirince, bir gezgin olduğu, baba mesleğini yapmayı reddedilttiğini ve aslında metnin hayatından büyük kesitler içerdiğini okuyacaksınız. Mükemmel bir okuma yaptığımı düşünüyorum, yazar nasıl “tane tane, ince ince” yazdıysa ben de aynı yöntemle metni okumaya başladım. Yaklaşık iki haftadır sindire sindire okumaya çalıştım ve bitirdim sonunda. Şöyle ki, istediğiniz yöntemle okuyun, bazı bölümlerim şimdi ki zaman mı, geçmiş zaman MK olduğu anlaşılmıyor ve bilinç akışı tekniğini farklı kullandığını düşünüyorum. Yine de eserin sahibinin kitabın sonunda dediği gibi, düz yazı şeklinde hızlı okumanızı öneriyorum. Yazar iki-üç kez okunduktan sonra içeriği anlamlandırabileceğimizi söylemiş. Benim için tek seferlik okuma yeter. İsteyenler istediği kadar okuyacaktır zaten. Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap listesinden olduğunu da hatırlatalım.