"Atatürk İstiklal Savaşı'nda yedi düveli yendi!"
'DÜVEĽ ARAPÇA KÖKENLİ bir kelimedir ve 'devletler' demektir.
Buna göre Mustafa Kemal Millî Mücadelede yedi devlet yenmiştir!
Bu iddianın doğru olması için alt alta yedi kez "Yunanistan" yazmak gerekiyor. Çünkü onun dışında hiçbir 'düşman'la cephe savaşı vermedik, Yunan orduları hariç, kimseyi de yenmedik.
Yunanlılar ise İngilizlerin çağrısı ve teminatı üzerine İzmir'e asker çıkarmışlar, yine aynı davet teminatı üzerine Batı Anadolu'yu işgale başlamışlardı.
Yunan Başbakanı sözde İngiliz müttefikiydi ama Lozanada bu umutla gitmişti.
Görüşmeler ilerledikçe kafası karıştı; Elefterios Venizelos şu soruya cevap aradı durdu:
"Ben bu masaya ~Lozan~ galip olarak mı oturuyorum, yoksa mağlup olarak mı?"
Müttfikleri İngiltere, Fransa ve İtalya masanın galip tarafında otururken, Yunanistan hâlâ yerini düşünüyordu. Türk ordularına yenildiği için 'mağlup' sayılırdı. Fakat İngiltere'nin müttefiki olduğu için 'galip' sayılması gerekirdi. Sonunda Venizelos dayanamadı, Türk Murahhas Heyeti Başkanı İsmet Paşa'ya “İngiliz oyununa geldik” deyiverdi.
Biz 'galip' tarafta mıydık peki?
Değildik!
Galip bir devletin vermeyeceği kadar çok şey verdik! Ege Adaları gitti, Batum gitti, Kıbrıs gitti, Trakya'nın en büyük parçası gitti, Musul gitti, Kerkük gitti, Hatay bile gitti...
O kadar ki, Yunanistan'dan savaş tazminatı bile alamadık. Oysa girdiği her yeri, özellikle de İzmir'i harabeye çevirmişti. İşin özü şudur: Biz hiçbir cephede İngilizlerle savaşmadık, yenmedik, yenilmedik. Mondros Mütarekesi'nin yedinci maddesine dayanarak başkentimizi ~İstanbul~ işgal ettikten sonra, sadece "Halife gözcülüğü" yaptılar. Sonra da çekip gittiler. Bundan şöyle bir soru çıkar:
Neden geldiler, niçin gittiler?
"Neden geldiler?" sorusunun cevabı,
“Cennete bahçe demek, cehenneme ateş demek cahiller içinmiş. Hiç bir şey o kadar basit değil. Biz zannediyoruz ki insan ölünce çürümeye başlar. Doğru değil. İnsan doğduğu andan itibaren çürümeye başlıyor. İnsanı çürüten ölüm değil, hayattır. Başkasından değil, kendimden biliyorum.”