Sedef Kılıç

Bir hayatım daha olsa, korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. bir çiçek büyütürdüm, varsın solsun sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçleşip karışıncaya dek bu derin boşluğa, dokunurdum. Ama yok bir hayatım daha. Bir hayat daha yok. Yok.
Sayfa 314·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Peki ya gelmeyince ne oldu, onu mu merak ediyorsunuz? Sorunuzun cevabı içinde. Gelmemenin bir vakti yoktur. İnsan coşkuyla beklerken ne kadar zaman geçerse, o büyük günün yaklaştığına o kadar inanır. Bir yıl mı geçmiş ? Ne yapalım, dersiniz, hazırlanması en az bir yıl sürerdi zaten... İki yıl mı geçmiş ? Gelmesinin eli kulağındadır...
Sayfa 166·Kitabı okudu
İnsanı insana oyuncak olsun diye yaramamış Tanrı. Evet, ama ya şeytanın içimize saldığı gururla öyle düşünmek hoşumuza gidiyorsa...
Sayfa 22·Kitabı okudu
Sundurma yok. Amcamın dediğine göre eskiden sundurmalar olurmuş. Ve insanlar geceleri bazen oralarda otururlarmış, konuşmak istediklerinde konuşurlarmış, sandalyelerinde sallanırlarmış, konuşmak istemediklerinde de konuşmazlarmış. Bazen öylece oturup birşeyleri düşünürlermiş yalnızca, düşünüp taşınırlarmış. Amcamın dediğine göre mimarlar sundurmaları iyi görünmüyorlar diye iptal etmiş; altta yatan asıl sebep insanların öyle hiçbirşey yapmadan, sandalyelerinde sallanarak ve konuşarak oturmalarını istememeleri olabilirmiş; yanlış türden sosyal hayatmış bu. O zaman insanlar fazla konuşurmuş. Düşünmeye de zamanları olurmuş. Bu yüzden sundurmaları iptal etmişler. Bahçeleri de. Artık oturacak pek bahçe kalmadı. Mobilyalara da baksana. Sallanan sandalyeler yok artık. Fazla rahatlar.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Annem güzel kadındı. Kız kardeşleri arasında en güzel annemdi. Diğerlerinin başka yetenekleri vardı, annemse güzeldi. Herkes böyle söylerdi, annem güzeldi. Objektif manadaki güzelliği dikkate almamanın zor olduğunu biliyordu. Annem kimliğini güzellikle tanımlamış, varını yoğunu buna yatırmıştı. Annemin vücudu düzgündü. Düzgün babamın lafıydı. Güzelliği ve düzgün vücutlu olması annemin elindeki en önemli kartlardı. Ancak kaybedeceği en garanti olan kartlar da bunlardı, o yüzden uykuları kaçardı. Genç ve güzel kadınlar bunu bilir, bedeniyle gurur duyduğu için kendisinin çıplak ya da yarı çıplak fotoğrafını çekerken herkesin malumu olan bu gerçek canını yakar, onu yiyip bitirir. Bunun geçici olduğu, onu görünür, arzulanır kılanın yok olacağı gerçeğinden haberdardır kadın, ya o zaman ne olacaktır? Güzel kadınların kaygısı budur, özellikle de güzellikten başka kozu olmayanların. Kendilerini iyi hissetmezler. Annem de hissetmezdi.
Sayfa 135·Kitabı okudu