Şimdi, bir hayatın eşiğinde duruyorum
ve sana söyleyecek hiçbir şeyim kalmadı.
Nisan saldırıyor üzerime sevgilim, nisan çalıyor bütün sözcüklerimi.
Yüzünde parlayan güneş bir anda kaçıp, yaşlar boşalıyor gözlerinden..
Ben, nisan şaşkınlığında yitiriyorum öykünün geri kalan kısmını.
Nasıl bitiyordu? – İyiler nereye gittiler?
Kadınlar ve çocuklar nasıl kurtulacaklar?
Bir yağmur böylesine nasıl savurabilir, bir insanı?
Yağmur değil sevgilim; gözlerinden aktığımdan bu yana darmadağın üstüm başım..
Saçlarında biriken kelebek kanatlarını talan ettiklerinden bu yana, utanç kemiriyor kalbimi.
Saçlarını işgal ettiklerinde kaçtığım sokaklarda düşürdüm şah damarımı..
Şimdi yaşamak; ucuz ekmek kuyruğunda bekleyen bir genç kızın saklamaya çalıştığı yüzüdür.
Şimdi yaşamak; bebeğini terk eden bir kadının göğüslerinden akan hüzündür.
Nisan yığılıyor üzerime sevgilim.
Ansızın yağan bir yağmurun, avuçlarından düşen ölü kuşları topluyorum sokak aralarında.
Hiç bu kadar kimsesiz olmamıştım.
Hiç bu kadar sensizlik akmamıştı damarlarımdan.
Tarık Tufan
Geçtiğim tüm köprüleri yaktım, dönüş yok.
Yollarla artık uğraklarla anlatırım kendimi
İçime akmıyor kanım, yaramı sevdim.
Tazeleyin çoban ateşlerini ey ateş ustaları!
Kavallarınıza yeni delikler açın,
Emzirin sığınaklarımı uyak bulsun koyaklar.
A. Hicri İzgören
Mutlu bir sabah.. Ne istediğimi biliyorum. Kendime inanıyorum, kendimi seviyorum. Yaşayacağım, daha çok şey öğreneceğim. Aykırı mı? Peki, aykırı olacağım. Kendime ihanet etmeyeceğim..