Küçük Dünya’nın varlığı resmen fotoğraflar, videolar ve harici ses kayıtları ile ispatlandıktan hemen sonra, Büyük Dünya’da bu akılalmaz gelişimin haber olmadığı tek bir köşe bile kalmamıştı. Öyle ki yeniden coşku ve heyecana dair hatıralar hisseden yarı insanlar, belgelerin kamuoyuna açılması için anarşiye bile başvurdular
1. Günde birkaç dakika, dört saniyede nefes al, altı saniyede ver.
2. Zor bir an yaşarken gözlerinle yavaşça sağa ve sola bak.
3. ayaklarını yere bastığını hisset.
Toprağın ya da zeminin seni taşıdığını fark et .
4. Mırıldanmak, dua etmek, şarkı söylemek veya sadece “mmmm” sesi çıkarmak hepsi vagus sinirini uyarır. Bu sinir kalp ritmi, mide, yüz kasları ve ses telleri ile bağlantılıdır.
5. El bileğini birkaç saniye soğuk suya tutmak, kalp atışını hızla düzenler.
7. Zor bir durumda çeneni gevşet, omuzlarını indir, yumruğunu çöz.
8. Çocuğun öfkesine ya da korkusuna hemen sözel tepki verme.
Bir saniye dur. O duyguyu kendi bedeninde hisset ve adını koy: “Şu an öfkeli hissediyorum.“
Üç sayfanın pratik özetini çıkardım.
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Allah (C.C), Kiyamet Günü söyle buyurur: "Nerede benim seçmin kullarim. Melekler, «ey Rabb'im.z, kimlerdir onlar?» diye sorarlar. Allah (C.C) söyle cevap buyurur: Benim verdigime kanaat eden ve takdirime razi olan müslüman fakirleridir. Simdi derhal onlari cennete alin.» Bunun üzerine hemen cennete girerler. Herkes hesap vermek üzere öteye - beriye kosusurken onlar orada yemek ve içmekle mesgul olurlar."
mmmm
Bu müjdeler, «verilene kanaat eden» ve «haline razi» fakirler hakkindadir. Bunlarin ötesinde. bir de «dünyadan el - etek çekmis» fakirler var dir, onlarin faziletini de. Allah (C.C) için verirse, ilerde inceleyecegiz.
«Riza» ve «kanaat» hakkinda da bir çok menkibeler ye büyük sözleri vordir. Hiç süphesiz «kanaatin» ziddi. «tamahkarlik»´tir.
Hz. Ömer (R.A.) der ki; «tamahkârlik fakirlik, tokgözlülük zenginliktir. Çünki her kim elinde bulunana kanaat ederek baskalarinin elindekine goz dikmezse hiç kimseye muhtaç olmaz.»
...Milletlerin tarihini kim yaratır? Devletlerin
ve bütün insanlığın yaşantısındaki en büyük olaylar, kimler tarafından yönlendirilir ve yönetilir?
Bağımsız bireyler tarafından mı? İngiliz düşünürü Carlyle, birinci görüşü savunmuş ve bunu kanıtlamıştır, ikinci görüşü ise Lev Tolstoy savunmuştur...Bir millet nasılsa, devlet adamları da onlar
gibidir. İşte bu nedenledir ki eskiden
beri “Her millet, layık olduğu idareye
ve devlet adamlarına sahip olur.”...
denilmiştir.