Her ölüm aslinda bir doğum. Geçen gün kızımla ölüm üzerine konuştuk. Bana ölüm korkusundan bahsettiğinde bende ona aynen bu cümleyi kurdum. Korkma Anne karnından ölüp dünyaya doğuyoruz. Sonra dünyada ölüp ahirete doğruyoruz. Lakin ölmek yada doğmak için bedenin mi nefessiz kalması yada nefes alması gerekiyor? Çokça nefes alan ama yaşamayan insanlar yok mu? Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
O kadar güzel bir kitapla geldim ki. Son sayfasını az önce bütün vücudum diken diken , gözlerim yaşlarla,her bir hücremde hissederek okudum. Yok yok öyle ağlamaklı bir kitap değil. Ama duygu yoğunluğu yüksek ve iliklerinize kadar bunu size hissettiriyor.
Meslektaşım olan hemsire hanımın, hayatta iken yazdığı ve ölümünden sonra oğlunun eline geçecek olan aklını yüreğiyle harmanlayıp yazdığı satırlarda oğluna bıraktığı her mektubunda; oğluna söylese de herşeyi ,aslinda hepimize hitap ediyor. Hayata ,yasamaya dair cok guzel felsefik çıkarımların da icinde bulunduğu duygu yüklü mektuplarla hep kendimi ,kendi cocuklarimi,annemi,anneliğimi , evlatlığımı, eşimi, evliliğimi herseyi bir bir gözümden geçirip kendimle yüzleşmeye itti beni. Bazen bu yüzleşmeler insanin hosuna gitmeyebiliyor ama yeniden doğuş için yüzleşmek ,kabullenmek ve yeni yollar bulmak gerekiyor. düşünen, yaşayan ve arayan her insanın sorguladığı şeylerdi bunlar.
Kırıklarının sonuna gelmiş bir yaşamı geride bırakmıştım ve ölen annemden yeniden doğmuştum.diyerek noktayı koyan oğlunun...
Ve ogluna ,başın sağ olsun.....iyi ki doğdun.... diyen kızının...
İnanilmaz bir kurgu ve düşünce analizi ile akli ve kalbiyle harmanlayip ogluna yazdığı mektuplarla hemsire hanımı , hayatını ,onunla ciceklerin dünyasını , duygularını ,keskelerini , anneliğini, insanlığını,tanımanızı çok çok isterim .
Bu yazardan