İstanbul'da 31 Mart'ta (1909) bir askeri isyan patlamıştı. Padişah sarayında ve belki de bu isyanın başındaydı. Ama başı sarıklı softalarla askerler her halde el eleydi. Cahil asker bu softaların teşvikiyle ve tarihimizde her Yeniçeri isyanında olduğu gibi, "İsterük!" diye ayaklanmışlardı. ne istiyorlardı? Bütün yeniçeri ve softa isyanlarında olduğu gibi, tabii en başta "kelle" istiyorlardı. "İsterük! Şeriat isterük!" gürültüleri tabii laf ü güzaftan ibaretti. Aslına bakarsan askerin ne Padişahtan ne şeriattan bir kaygısı vardı. Zaten ne şeriata, ne Padişaha dokunulmuştu. İstediği başlara gelince, bu başlar elbette ki Makedonya'da ihtilali yapanların yani bizlerin başlarımızdı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Van ne de olsa bir vilayet merkezimizdi. Valisi vardı, kumandanı vardı. gerçi uzak, ücra, yolsuz, uğraksız bir yerdi. hatta ırk bakımından çok karışık bir yerdi. Türkler, Ermeniler, Kürtler vb. Ama ne de olsa Türkiye idi ve burada bizi tehlike haberleri daha da sarstı.