Yeni ittihat ve Terakki kudreti ile Saray'ı ve hanedanı kaynaştırmak fikri hem Saray'ı hem bazı ittihatçıları daha ilk günlerden işgal etmiştir. Nitekim daha sonra ve şehzade Süleyman Efendi'nin kız Naciye Sultan'la yeğenim Enver evlenecek ve bu suretle Enver Saray'a damat olacaktır. Aynı suretle ve gene Rumeli'nin gözde kurmaylarından ve benim de bir aralık tümen kurmay başkanım olan Hafız İsmail Hakkı Bey, gene hanedandan bir sultanla evlenecektir. hanedandan kız alanların hepsine fark gözetmeksizin "Damad-ı Hazret-i Şehriyari" yani kısacası "Padişah'ın Damadı" denilirdi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ama söz bazı sarıklılardaydı. Bir Derviş Vahteti'dan9, bir Said-i Kürdi'den10 bir İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti'nden bahsediliyordu. Demek ki olan olmuş, biz gene Yeniçeri isyanları devrine dönmüştük. kaldı ki iş yalnız İstanbul'da değildi.
9 1869 yılında Kıbrıs'ta doğan Derviş Vahdeti, 31 mart Vakası patlak verdiğinde Volkan adlı gazeteyi çıkarmakta ve İttihat Terakki muhalifi görüşleriyle tanınmaktaydı. Ayaklanmanın bastırılmasının ardında kaçtığı İzmir'de yakalandı ve 19 temmuz 1909 tarihinde idam edildi. (H.N.)
10 Said Nursi (1878-1960). (H.N.)
Dağlara onlarla çıkmıştık. Mesela, bizzat ben bir Avcı Taburu kumandanıydım. taburumun erlerini birer birer tanıdım. ne yiğit, ne atik, ne gözlerini ateşten, budaktan kırpmaz insanlardı.
Acaba arkadaşlarımız ne olmuşlardı? Enver ne olmuştu? Niyazi, Talat ve bütün mücadele arkadaşlarımız ne olmuşlardı? İşte bunları bilemiyorduk. Her kafadan bir ses, bir rivayet çıkıyordu ve bunlar birbirini tutmuyordu. Ama şu anlaşılıyordu ki, isyancı askerler ilk önce kendi subaylarına, mektepli subaylara karşıydılar. ve dolaşan rivayetlere inanmak lazım gelirse, isyancı askerlerle alaylı subaylar hepsini değilse bile ellerine geçen belki yüzlerce mektepli subayı öldürmüşlerdi.
İstanbul'da 31 Mart'ta (1909) bir askeri isyan patlamıştı. Padişah sarayında ve belki de bu isyanın başındaydı. Ama başı sarıklı softalarla askerler her halde el eleydi. Cahil asker bu softaların teşvikiyle ve tarihimizde her Yeniçeri isyanında olduğu gibi, "İsterük!" diye ayaklanmışlardı. ne istiyorlardı? Bütün yeniçeri ve softa isyanlarında olduğu gibi, tabii en başta "kelle" istiyorlardı. "İsterük! Şeriat isterük!" gürültüleri tabii laf ü güzaftan ibaretti. Aslına bakarsan askerin ne Padişahtan ne şeriattan bir kaygısı vardı. Zaten ne şeriata, ne Padişaha dokunulmuştu. İstediği başlara gelince, bu başlar elbette ki Makedonya'da ihtilali yapanların yani bizlerin başlarımızdı.