Her şey ne kadar iyi olabilirdi şimdi, diye geçirdi içinden, tek bir sözcük söylemesi yeterliydi, küçücük bir sözcük. Bağışla, demesi yeterliydi, kocası sebebini sormazdı bile. Ama şu ışık niye yanıyordu, şu patavatsız, küstah, kulak kabartan ışık? Karanlık olsa söyleyebileceğini hissediyordu. Fakat ışık gücünü tüketiyordu.
Ben, kapının önünde birkaç dakika durup konağı seyrettim. "Şimdi ben de onunla birlikte bu eve girseydim ne mutlu olurdum!" diye düşünüyordum. Ama, onunla nereye gidersem gideyim, hiçbir zaman mutlu olamayacağımı biliyordum.
Burayı gezdiğim için pişmandım. Çocukluğumda, mezarlıktaki kaçakla karşılaştığım o kış akşamından beri hayatıma böyle yerlerin gölgesi düşmüş gibiydi. Bu gölgeden kurtulamıyordum bir türlü. Bu öyle bir lekeydi ki, silinir gibi oluyor, sonra durup dururken yeniden beliriveriyordu.