Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
Sırtı alaçakır
Karnı sütbeyaz
Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı
Yüreği ağzında öyle zavallı
Tövbeye getirir insanı
Tenhaydı, tenhaydı vakitler
Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı
Baktı otuzüçten biri
Karnında açlığın ağır boşluğu
Saç, sakal bir karış
Yakasında bit,
Baktı kolları vurulu,
Cehennem yürekli bir yiğit,
Bir garip tavşana,
Bir gerilere.
Genç olduğun için henüz birçok şeyi bilmiyorsun, diyordu o. Ölenle ölünmez... Üstelik bu merak, eninde sonunda acı verir sana.”
Neden?” diye soruyordum ona.
Nedeni şu,” diyordu düzlükte yankılanan endişeli bir sesle, bu merakın sonunda, ister istemez insanoğlunun ne denli vahşi olduğunu daha yakından görür, görünce de fena hâlde üzülürsün