Stefan Zweig her hayatı öyle ustalıkla, usta betimlemeleriyle anlatır ki insan anlattığı hikayenin neden bu kadar sevildiğini anlayamaz. Ama kitaplarını okumaya başladığınızda, büyüyü işte o zaman anlarsınız. Bilinmeyen bir kadının mektubu da, Zweig'ın kendini gösterdiği, yeniden onun gibi bir yazar olmazsa, eksik kalacağımızı anlayacağımız bir kitap olmuş. Kitapta tek bir ithaf vardır "Sana, beni asla tanımamış olan sana." Sevdiğinin onu bir kere bile tanımadığı uğruna canını bile vereceği, âşık olduğu adama bilinmeyen bir kadın olarak mektup yazar. Ama ekler "Ölmem sana acı verecek olsaydı eğer, o zaman ölmezdim." Uzun lafın kısası, okumazsanız eksik kalacağınız bir eser. Ben kendimden parçalar buldum, kime önersem onlar da buldular. Sizin de bulmanız dileğiyle...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sevgili bilge,
Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan oladak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.