*İSTANBUL'UN FETHİNİN 573.SENESİNİ TEBRİK EDERİZ* *"İstanbul bir gün mutlaka fethedilecektir.*
Alıntı
Türkiye ve İran, Orta Doğu’nun cetvelle çizilmiş yapay sömürge devletlerinden (Irak, Suriye veya Ürdün gibi) ayrılan çok temel bir ortak özelliğe sahip: Yüzyıllara, hatta bin yıllara dayanan kurumsal
1000Kitap
Yunus'a Gül Molla Kasım'a Çelik Bilektir Dizelerim İçten tâ yürektendir benim söylediklerim KK
CAHILE LAF ANLATMAYA CALIŞMA Cahile laf anlatmak dostum deveye yar atlatmaktan zordur Böyle tipler dağda, karada, denizde ve havada oldukça boldur Vicdanın rahatsa Sen kafana takma,sana kim ne derse desin Seni de sigaya çeken bir Molla Kasım geli, seni arar bulur KK
SESLİ DÜŞÜNÜYORUM Sesli düşünüyorum beni duyuyor musun Kendini benim yerime hiç koyuyor musun Doluyu boşa, boşu doluya koyuyor musun Orhan Veli gibi gökyüzünü boyuyor musun Kim Yunus kim Molla Kasım biliyor musun Dostta Şemsi, Şems' te Dostu görüyor musun Dünyaya bakıp ârifce sen, seyran ediyor musun Dosta EYVALLAH Görünene Eyvallah diyor musun KK
Lakırdı
Efkristiya ve ism-i azam olarak ekmek yan yana durdular bir an zihnimde. Biliyorum ki insanın yeyip içtiği nesnelerde Tanrı'nın hâzır olduğuna dair inanışı İsa peygamberden, dolayısıyla şükran ayininden daha eski. Antik Mısır kalıntılarında buna işaret eden tasvirler mevcut. Mısır'da, Kıptîler'in diğer Ortodokslar ve Katolikler gibi şükran ayinini ekmek ve şarapla tertip ettiklerini gördüm. Gerçi onlar, müslüman komşularından etkilendiklerinden olsa gerek, %5-6 alkol içeren şaraplarını ayin sırasında suyla daha da inceltiyorlar. İmam Câfer-i Sâdık, ism-i azam diye bir şey olmadığını söylemiş. Belki de haklıdır. Esmaü'l-hüsnâ tabiri de aslında 'en güzel adlar'dır ve zaten en güzel adlar Tanrı'nındır. Kimden dinlediğimi hatırlamıyorum fakat rivayet odur ki tekkenin birinde meczubun teki, "ism-i azam ekmektir, baksana herkesin dilinde ekmek!" diyerek bir bomba bırakmış ortaya. Genellikle bombayı bizzat kendisi ortaya bırakmaktan çekinen yazar, bir meczup dervişe, müvellehe başvurur ki başını koruyabilsin, Molla Kasım'lardan sakınabilsin. Kimse kim, neyse ne, ben de inanıyorum ki ism-i azam ekmek olabilir. Şu dünya dönmeye ve Adem ve Havva türkü söylemeye başlayalı, en çok anılan ad ekmeğin adıdır her dilde ve bilgenin birinin dediği gibi, kişi hangi lisanı konuşursa koşsun, farkında olsun ya da olmasın, zikir halindedir. Tohumun serüveni yalnızca buğdayın, yani doymanın değil üzümün ve esrimenin de serüvenidir elbette. Böylelikle belki de şu söylenebilir: Buğday sarhoşu bilmeden ism-i azamı tekrarlar durur, üzüm sarhoşunun buğday sarhoşunu ekmek aşkından ötürü tan etmesi lüzumsuzdur.