Derviş Yunus bu sözü Eğri büğrü söyleme Seni sigaya çeker Bir Molla Kasım gelir
"Mesela, seddi zerayi! O ne demek be? Hâlâ bakmadın mı ulan sözlüğe? Asabım bozuldu yine. Ey yeşil sarıklı ulu hocalar. Görüyor musunuz, bakmamış sözlüğe. Zaten sizde bana bunu anlatmadınız. Niye anlatmadınız. Maaşınızı vermezler diye mi korktunuz. Rızık Allah'tandır diyordunuz hani? Sataşma oğlum Hamza, bir kere de sataşma. Valla büyük bir baskı var üzerimde. Sataşırım. Herkes işini düzgün yapsın, ancak o zaman yatışırım. Önüme gelenle atışırım. Gavurla çatışırım. Nefsimle itişirim. Attırmayın tepemi, elime sopayı alır, sokağın başına otururum. Mahallenin delisi olurum. Herkesi sigaya çekerim. Molla Kasım olurum. Bu akşam ölürüm. Beni kimse tutamaz. Sen bile tutamazsın. Ona göre. "
Sayfa 49·Kitabı okudu
Reklam
Çok zor ve zorlu bir gündü Molla Kasım. Kendini benim yerime koy ve hissetmeye çalış. İçinde bir tedirginlik var... Ve biliyorsun; yaklaşıyor yaklaşmakta olan... Kalbin çarpıyor, sıkıntı mı demeli, ferahlık mı, kestiremiyorsun; ve emin oluyorsun, yaklaşıyor yaklaşmakta olan...
Kapı yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Acının birine üzülemeden diğeri geliyordu Molla Kasım. Yeni bir acıya ah edecek olsak, içimizdeki eski bir ah ağzımızdan çıkıp ona yer açıyordu.
Kapı yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Molla kasım
Rivayete göre Bizim Yunus, hayatı boyunca üç bin manzume yazmış. Daha sonra, bazı Yunus hayranları tarafından bunlar bir deftere kaydedilmiş ve elden ele dolaşır olmuş. Nihayet bir gün, Molla Kasım’ın eline de tutuşturulmuş. Bizimki “Şiir okumak için, öyle her mekân ve zaman uygun değildir. Elbet ki dem gerek, hemdem gerek.” diyerek torbasını bıldırcından, patlıcandan; helvadan, peynirden; armuttan, peksimetten bilumum azıkla doldurmuş, Yunus Divanı’nı da pekmez dolu kabakçenin altına sıkıştırıp bir ırmak kenarına postu sermiş. Azıklarını pişirmek için bir ateş yakıp, çimenlerin üzerine sırt üstü yayılmış. Bir yandan alevlerin çıtırtısı, diğer yandan ırmağın şırıltısı… “Tamam” demiş, “işte şimdi şiir okunacak vakittir.” Bir tane okumuş, dudak bükmüş; “Vaiz misin mübarek!” demiş, hemen yırtıp atmış suya. Başka bir tane okumuş, burun kıvırmış, “Fazla doğrucu bu dâhi!” deyu atmış onu da ateşe. Gel keyfim gel! Bir suya; bir ateşe derken iki bin sayfa eriyip gitmiş elinde. İşte tam o sırada, birden gözleri fal taşı gibi açılıvermiş. Meğer Yunus, onun adına da bir beyit yazmışmış. Şöyle: Derviş Yûnus bu sözü eğri büğrü söyleme Seni sıgaya çeker bir Molla Kasım gelir Molla bunu okuyunca tevbe etmiş, kendisinin cahilliği kadar Yunus’un ermişliğini de bihakkın anlamış ama olan da Yunus’un iki bin şiirine olmuş. Mamafih, Yunus’un o iki bin şiiri yine de boşa gitmemiş; binini sularda balıklar, binini de gökte melekler, okur dururlarmış. Modern Molla Kasım’lara bakarak, büyük büyük atalarının gösterdiği bu insaf ve pişmanlığa rahmet okumak, müstehap olur sanırız.
Sayfa 159 - Kapı Yayınları 280. Basım·Kitabı okudu
"Pişmanlık kadar insana yakışan bir hâl tanımadım ben Molla Kasım.."
Sayfa 220 - Kapı·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam