Ozan K.

Ozan K.
@mon_eternite
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK CUMHURİYET - 1923 youtube.com/watch?v=eyUM0Jr... -Sergei Rachmaninoff
147 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
Burjuva Azmettiricisi Newton
2/10
·128 syf.··
2022 31. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2022 21:42
Bilim tarihine ancak böyle zırva bir bakış atılabilirdi. Yazar, kendisi gibi mutlak Marksizm yanlısı dostlarını pohpohlamak için iyi bir iş çıkarmakla kalmayarak bilime yüzyıllardır düşünülmemiş bir açıklama da getirmiş. Yordam kitabevinin Marksist temalı eserler yayınladığını çok iyi bildiğim halde bir Newton dönemi meraklısı olarak okumak istedim. İyi ki okumuşum; hem kahkahalarla geçen bir süreç oldu hem de bilim başlığı altında yayınlanmış kitaplara daha temkinli yaklaşmam gerekliliğini verdi. Yazarımız klasik Marksist doktrini olan üretim araçları ve sahipleri arasındaki diyalektikten yola çıkarak feodalizmden kapitalizme geçen (her Marksist kitapta okuduğumuz) tarihsel değişimi açıklıyor. Neden özellikle bilim tarihinin Newton dönemini seçtiği sorulursa, Newton'un 17-18. yüzyıl dönemlerinin kapitalist dünya düzeninde yarattığı yeniliklerle aynı zamanda yaşamış olması cevabı verilir. Marksizm bilmeyenleri birtakım tarihsel bilgiyle zehirledikten sonra Newton'un başyapıtı denilen "Principia"nın içeriğine dalıyor ama oldukça yüzeysel. Muhtemelen kendisi de okumamış Principia'yı ve kitabın büyük bir çoğunluğunda referans eksikliği var. Mektuplar sadece tarihleri üzerinden alıntılanmış (doğruluğu bilinmiyor) ve Principia'nın bölümleri de alelacele geçiştiriliyor. Daha sonra yazarın sansasyonel açıklamaları başlıyor: 1) Newton'un mekanikteki gelişmeleri, kıtaları aşmak için buharlı gemiler üreterek ekonomide artı değer sağlamak, madencilik faaliyetlerindeki sorunlara çözüm bulmak, hidrostatik etkiyi açıklamak ve milletlerin birbirini katletmesi için savaş makineleri icat etmek amacıyladır. Puah :) 2) Optik üzerine kitap yazmasının sebebi, gemicilik faaliyetlerini arttırmak amaçlıdır. 3) Newton, burjuvazinin istek ve arzularını yerine getirmek için hayatını heba eden
Bilim
Newton'ın Principia'sının Toplumsal ve İktisadi KökleriBoris Hessen · Yordam Kitap Yayınları · 201955 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
BU BİR ROMAN DEĞİL !!
10/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2022 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2022 23:54
İthaki, kitabın arkasına roman olduğunu yazmış ama bu tam doğru değil. Huxley, 16-17. yüzyıl döneminin Fransa’sında Katolik Kilisesi’nin din adı altında yaptığı sapkınlıkları, tarihi belgelere dayandırarak anlatıyor. Fakat akademik dilin dar kalıpları yerine oldukça serbest bir dil kullandığından tarihi gerçekliği, karakterlerin hislerini yansıtarak, betimleme yaparak ve anekdotlara fazlaca yer vererek roman türünün özellikleriyle harmanlıyor. Dili genel olarak kolay ve akıcı (Hıristiyanlık doktrini ve felsefesinden bahsettiği kısımlar zorlayabilir) ancak her sayfa altında açıklama olduğu için (haklı olarak) bol bol kesinti yaptırıyor. Hal böyle olunca roman zevkini almaktan ziyade bir araştırma-inceleme yazısı okuduğumuza ikna oluyoruz. Kitabın sonunda “DİZİN” olsaydı iyi olurdu çünkü ileride yapılacak araştırmalar için geri dönülebilir bir kaynak. Peki kitabın adı nereden geliyor? Loudun, olayların geçtiği bölgenin adıdır. Şeytan ise Tanrı’nın düşmanı olan varlık olmayıp aslında kilise yöneticilerinin bizzat kendileridir. Bu nokta, Huxley’in sıkı eleştirisine merkez aldığı noktadır. en.wikipedia.org/wiki/Urbain_Gra... Anlatı, dönemin Cizvit okulları ve Hıristiyan doktrinin halk üzerindeki etkileri ele alınarak başlıyor. Kilise her ne kadar halk üzerinde güçlü bir otoriteyi hatta yargılama, işkence yapma ve ölüme mahkûm etme gibi zorbalıkları elinde bulundursa da monarşik yönetimde daima son söz kralındır. Kilise ile kral arasında bir ittifak var gibi görünse de kilise sadece iktidarın çıkarlarına hizmet etmektedir. Bu da şu yolla olur: Kilise ne kadar ahlak dışı davranışta bulunsa asla cezalandırılmaz çünkü kilise ile halk gücünün birleşmesi otoriteyi yıkıma götürecektir. Bu da dolayısıyla kitlelerin kendi arasındaki bir savaşa sebebiyet verir ve cezasını
Din
Loudun ŞeytanlarıAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202275 okunma
YALNIZ ADAM – VAROLUŞÇU BİR İNCELEME #4
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2022 23:54
Kısa bir süre önce okuduğum Sartre’ın “Özgürlük Yolları” üçlemesini daha ilk kısımlarda anımsattığı için romanı beğenmeme ihtimalimin olamayacağı kabulüyle çevirdim sayfaları. Yazar, Sartre gibi varoluşçu entelektüellerin de topluma yön verdiği 20. yüzyıl Fransa’sında yaşamış ve yazdığı oyunlarda varoluşçuluğun temel problemi olan “anlamsızlık” temasını işlemiş ki bu romanında da aynı tema devam ediyor egemen olmaya. Karakterimizin yüklü bir mirasa sahip olduktan sonra 35 yaşında hayattan çekilmesiyle başlıyor konu. Buradaki “miras”, yazar tarafından uydurulan gelişigüzel seçilmiş bir etken değildir; dayısından kalması dışında miras hakkında hiçbir bilgi verilmemiştir ve zaten devam eden sayfalarda da akrabaları ile konuşmadığını söyler karakter. İlk absürtlük burada çıkar karşımıza, neden Amerika’daki dayısının mirası, onun ailesi tarafından başka bir kıtadaki karakterimize ulaştırılmıştır? Yukarıda belirttiğimiz “hayattan çekilme” tabiri, işte bu garip mirasın simgelediği “iletişimsizlik” yüzünden olur. Konuşmadığı akrabalarından kendi isteği dışında mirası alır ve konuşmama durumu devam eder. Karakterimiz zaten sosyal ilişkilerde başarılı olamayan bir adamdır; ne arkadaşı ne de sevgilisi vardır, dost sandığı kişiler de aslında çalışma arkadaşlarından başkası değildir ki işten ayrıldıktan sonra artık ortak bir noktaları kalmayınca onlarla olan iletişimi de son bulmuştur. Artık parasından başka bir şeyi yoktur ve tabii boşluğu doldurmaya çalışan o iç sesi: “Hiç düşünmemeye söz vermişken, bir de baktım çok fazla düşünüyorum, düşünmemek daha bilgecedir, çünkü işin aslını ararsanız, kimse bir şey anlamaz bu düşünce denen şeyden.” (s.21) Genç yaşta yapacak işi gücü kalmadığı için artık kafasındaki o dırdırcı ses aktif olur ve yıllarca bilinçdışında saklı kalan hisleri
Felsefe-Düşünce
Yalnız AdamEugene Ionesco · Yapı Kredi Yayınları · 1973689 okunma
VAROLUŞÇU BİR İNCELEME #3
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2022 16:25
“Simon de Beauvoir, boşuna sevememiş Sarte’ı” dedirtti bu kitap; beraber geçen ve okumaya, yazmaya, öğrenmeye adanmış 2 hayat. Entelektüel birikim, duygular ve biraz da zorbaların yol açtığı dönemsel facialar birleşince böyle kederli ve kaliteli eserler yazdırtıyor insana. Sartre’ın neden edebiyata bulaştığı araştırılmak istenirse herhalde “Özgürlük Yolları” üçlemesi cevabı veren ilk seçenek olacaktır. İnsanı anlatmak istediyse, çok az kişinin anlayacağı teknik makalelerin yerine edebiyatın tasvir gücünü kullanarak yapacaktı bunu. Kitap, edebi yoğunluğu ile gayet doyurucu; öte yandan cümleleri okuması da gayet kolay. Dahası, yapısal olarak 2 bölümden oluşuyor: ilk kısım 1. kitabın yazım tarzıyla bire bir aynı, ikinci kısımda ise tek bir paragraf başı bile yapılmadan cümleler sıralanmış. Bu kısmı bitirmek, ilk kısma göre daha uzun sürebilir ama buna karşın oldukça akıcıydı. 2 kısmı da sayarsak kitabın 2 sonu olduğunu söyleyebiliriz. *************************************************************************** Hikâye yine ana karakter Matheiu üzerinden devam ediyor. Yalan barış antlaşmaları, Komünist Parti’nin ve hükümetin yanlış adımları, ordunun başındaki cesur olmayan generaller ve ülke geneline yayılan korku sonucu Naziler, Paris’i ele geçirir. Sartre da haklı olarak 2. Dünya Savaşı’ndan ve Almanların acımasızlığından etkilenmiş olacak ki 3 kitapta da bütün hikâyeyi savaş üzerinden işlemiş. Paris burada bir semboldür aslında. Zaten bireysel hayatında başarı elde edememiş, aşkı bulamamış, yakınlarına ve topluma olan görevlerini yerine getirememiş, varoluşsal boşluğunu kendine dahi açıklayamayan çaresiz, korkmuş, geleceği kestiremeyen ve geçmişinden kopamamış insanların bir topluluğudur Paris; kısacası anlamsız insan hayatlarının tek bir bütün haline bürünmüş varlık
Felsefe-Düşünce
YıkılışJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 20191,089 okunma
AKIL ÇAĞI – VAROLUŞÇU BİR İNCELEME #2
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2022 20:59
Roman, 2. Dünya Şavaşı’nın başlangıç döneminde bir grup insanın hayatın anlamsızlığıyla barışık yaşama uğraşını ama buna karşın anlam arayışına girmeden gözlerinin önünden akıp giden günlerini sergiler. Sartre, anlamsızlığı, güçlükler karşısındaki çaresizliği, aklın duygulara yenilgisini, geçmişe olan pişmanlığı ve geleceğe karşı duyulan belirsizliği eleştirmeyi amaçlamaz; onun nesnesi insan değildir. Tam tersine, karakterlerin içinde yaşadıkları ortamın yüz yıllar boyunca değersizleşmiş ve artık “yeni bir birey” oluşturma yetisi körelmiş, baskıcı ve çoğunluk tarafından kabul gören fikirlerdir. Bu fikirler artık insan egemenliğinden çıkarak insanın doğru düşünme mekanizmasını ele geçiren yeni bir varoluş kazanmıştır. Ancak bu durumu sorgulamak ve düzeltmek modern insanın görevi değildir artık. Herkes hayal kırıklıkları ve sahte mutluluklarla örülü bir hayat mücadelesi vermektedir. Sartre bir taraftan sistemi eleştirirken diğer taraftan bunu bir yazgı olarak kabul edip karakterleri vasıtasıyla bizi bize anlatır. Zamanında filozoflar bir ütopya vaat eden felsefi ütopyaların cazibesine kapılmışlardı: Heidegger’in Nazi yönetimini toplumun değişmesi için bir kıvılcım olarak görmesi ve Sartre ve Camus’un da yeni bir insan modeli yaratması hayaliyle komünizme sıcak bakmaları, insandan önce sistemin değişmesi zorunluluğuna olan inancı gösterir. Karakterler doğmuş olmanın başlattığı yaşam denilen bu çizgide sona doğru yaklaşmaktadırlar. Sartre bunu özellikle vurgular: doğmanın (varoluşun) hediyesi olarak ölüm. Aslında insan her geçen gün daha da yaşlanarak ölüme bir adım daha atmaktadır. Sarte’nin yaşam tanımı budur; karakterlerine de bu yaşam kaygısını aşılar. Peki ne uğruna? İşte burada varoluşçuluğun ilgilendiği anlamsızlık problemi ortaya çıkıyor. Anlamın bulunmadığı yerde
Felsefe-Düşünce
Akıl ÇağıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 20192,653 okunma