bonnieko

bonnieko
@monkeydtinker
su anda one piece okuyor ve izliyor
Muhteşem bir çıkış romanı!
9/10
·400 syf.··
2024 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2024 21:26
Sanırım bir fantastik temalı kitabın ana karakteri bariz bir şekilde diğer karakterlerden üstün olmadığında kitap gerçekten okunabiliyor ve kendini sevdirebiliyor. Bu kitapla birlikte bunu anlamış oldum. Fantastik eserler okurken benim dikkat ettiğim üç unsur vardır: Birincisi, ana karakterin hikayedeki varlığı. İkincisi, romantizm fantastiğin önünde mi değil mi? Üçüncüsü de özgünlük. Aslında daha birçok şey önemli ama bunlar en önemsediklerim ve okurken beni etkileyen şeylerdir. Ve sizi temin ederim ki bu kitapta bahsettiğim unsurlardan biri bile göze batmıyor. Özgün bir konu, iyi işlenmiş bir evren, üstün olmayan bir ana karakter, kötü karakter imajı ve kusursuz bir tiplemesi olmayan bir erkek karakter ve dozunda romantizm… Yan karakterlerin özellikleri ve hikayedeki yerleriyle de muhteşem bir alan oluşturulmuş. Hiçbir şey abartı değil, o kadar yerinde ki… insan bunun bir çıkış romanı olmasına şaşırıyor. Çünkü biliyorsunuz, günümüzde artık herkes fantastik yazıyor, kendi evrenini kuruyor ve bunları bizlere sunuyor. Ama ben açıkçası aralarında üç beş tane gerçekten özgün şey bulabildiğimi düşünüyorum. Gerçekten iyi yazanlar çok az. Karakter işlemeyi bilemeyen, evrenini doğru düzgün anlatamayan, klişelerle dolu (copycatlik de olabilir?), hep aynı tiplemede kusursuz erkek karakterler yazan o kadar çok yazar görüyorum ki… Bir de yeni bir akım sanırım, eli kılıç tutan kızın ‘güçlü kadın’ olarak imajlandırılması. Bunlarla dolu şeyler okuyoruz sadece. Açıkçası sizden de sıkıldım arkadaşlar… Ama Bir Karanlık Pencere, benim tam istediğim türden bir fantastikti. Yani aradığım kitap bu. Gerçekten bu. Hep aynı şeyleri okumaktan ve görmekten o kadar sıkılmıştım ki bu kitapla gerçek anlamda ilk görüşte bir aşk yaşadık. Anında tavladı beni. Tabii, her kitapta olduğu gibi
Edebiyat
Bir Karanlık PencereRachel Gillig · Olimpos Yayınları · 20232,049 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kılıçların Fırtınası hız kesmeden devam ediyor.
10/10
·720 syf.··
2024 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2024 22:07
Serinin, açık ara en iyi kitabıydı. Çok dolu doluydu ve neredeyse her bölümde çılgınca şeyler oldu. Bu yüzden de bir inceleme yazmak istedim. Karakterler ve olaylar üzerinden gideceğim ve bu yüzden bütünüyle spoiler içeriyor, bunu da söyleyeyim. İlk olarak Genç Kurt yani Robb Stark’tan bahsetmek istiyorum. Beş Kralın Savaşı sırasında Walder Frey’in kızlarından biriyle evlenme sözü vermişti ancak bunu Jeyne Westerling adında bir kıza aşık olarak bozduğunu görmüştük. Ve bu da, bu kitapta onun sonu oldu. Hem Walder Frey hem de en çok güvendiği müttefiği Roose Bolton tarafından büyük bir ihanete kurban gitti. Hem kendisi hem de leydi annesi Catelyn Stark. Bu sonu kesinlikle hak etmediler, çünkü Kızıl Düğün tam bir katliamdı. Özellikle Kuzeylilerin evlerine ağırladıkları, yemeklerini ikram ettikleri misafirlerine karşı saygılı ve onurlu olması âdetine hiç uymuyordu. Hatta bu bölümlerden sonra Bran’ın olduğu bölümde anlatılan bir hikayede, “Ama aşçı, kendi çatısının altında bir konuğu öldürdü ve bu tanrıların asla affetmeyeceği bir suçtur,” sözü dikkat çekiyor. Bu, Walder Frey’i bir şeylerin beklediğinin büyük bir kanıtı zaten. Kızıl Düğün’ü en dramatik ve özel yapan şey kesinlikle “Castamere Yağmurları” parçasıydı. Tywin Lannister’ın Kısım I’de dediği gibi: “Bazı savaşlar kılıç ve mızrakla kazanılır, bazıları da kalem ve kuzgunla.” Bunu da öğrenmiş olduk. Jaime Lannister’ı bu kitapta gerçekten çok sevdim. Brienne ile tanışması, kılıç tutan elinin kesilmesi ve bazı farkındalıklar ile gözle görünür bir şekilde kendini değiştirmesi oldukça güzeldi. Geçmişini sık sık düşündü ve bu da onun önünü açtı diyebiliriz. Tabii en büyük etken Brienne’di çünkü hep Kral Katili olduğunu, onursuz ve yeminbozan biri olduğunu hatırlatıp duruyordu. Ve bu da Jaime için çok güzel oldu. Son
Edebiyat
Kılıçların Fırtınası - Kısım 2George R. R. Martin · Epsilon Yayıncılık · 20164,624 okunma
Şeytan! Gel şeytan! Kanatlarınla sar beni.
10/10
·128 syf.··
2023 27. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2023 19:51
Japon polisiyesinin temellerini atan yazarlardan biri olan ve Japonya’nın en üçlü polisiye yazarı Edogava Ranpo’yu da etkileyen Shiro Hamao, Şeytanın Çırağı’ndaki iki kısa romanda iki farklı cinayetin portresini tüyler ürpertecek şekilde çiziyor. İlk kısa roman “Şeytanın Çırağı”nda yazdığı günlük yüzünden genç bir kadının ölümünden sorumlu tutulan anlatıcı, davanın savcısına gönderdiği sarsıcı mektupta hem başka suçları için günah çıkarıyor hem de yaptıkları için çocukluk arkadaşı olan savcıyı suçluyor. İkinci kısa roman “Onları Öldürdü mü?”de genç bir avukat, herkes tarafından cinayeti işlediğine kesin gözüyle bakılan ve suçunu kabul de eden bir adamın masum olma ihtimalinin peşinden gidiyor. Kitaba sabah başladım, ve fazlaca merakımdan ötürü de akşamına hemen bitirdim. Oldukça akıcı ve sürükleyici bir anlatım olduğundan okunması hem keyifli hem de merak uyandırıcıydı. Tabii, olacakları önceden biliyorsunuz, bazılarını tahmin de edebiliyorsunuz ama okumak, öğrenmek ve karakterlerin düşüncelerini anlattıkları mektupları okumak kesinlikle cezbediciydi. Favorim hangi bölümdü diye sorsanız, Şeytanın Çırağı derdim ancak Onları Öldürdü mü? hikâyesi de oldukça merak uyandıran ve sonunda tatmin eden bir kurguya sahipti. Tabii, yine de Şeytanın Çırağı diyorum çünkü uzun uzadıya yazılan bir roman olsaydı, yaşanılan her şey daha heyecan verici bir şekilde anlatılsaydı, bahsettiği Tsuchida-san karakterinin de son derece detaylı bir anlatımı olsaydı tadından yenmeyecek uzun bir roman olacağı kesindi. Ama böylesine de tamamım ben. Japon edebiyatına fazlasıyla merakımın artmasının sebebi kesinlikle bu kitap olmuştur bile diyebilirim şu an. Tabii, yazarın tek kitabı buymuş. Buna oldukça üzüldüm ancak pek dert etmemeye çalışıyorum ve bu tarzda başka romanlar bulacağıma
Edebiyat
Şeytanın ÇırağıŞiro Hamao · İthaki Yayınları · 20249,8bin okunma
7/10
·672 syf.··
2023 25. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2023 12:02
Merhabalarr. Şu ana kadar karşıma hiç bu kitabı beğenmeyen veya olumsuz yorum yapan biri henüz çıkmadı. Ve bu beni aşırı heyecanlandırdığı için de direkt olarak gidip kitabı satın aldım. Başlarken o kadar yüksek bir beklentim vardı ki, bunun ne kadar yüksek olduğunu da anlatamam. Ama okumaya başladıktan sonra ne yazık ki beni biraz rahatsız eden ve hoşuma gitmeyen tarafları olduğu için kitabı bu kadar uzun sürede bitirebildim. Kitap, Violet Sorrengail adındaki ana karakterimizin, general olan annesi Lilith Sorrengail’in zoruyla Biniciler Bölüğü’ne katılmasıyla başlıyor. Violet, babasının izinden gidip Katipler Bölüğü’ne girmek istese de annesi buna kesinlikle karşı çıkıyor ve her Sorrengail gibi (annesi, abisi ve ablası da binici) binici olmasını istiyor. Violet, bir ejderhayla bağ kurup başarılı olmak ve annesinin gözünde de bunu kanıtlayabilmek için zorlu bir mücadeleye atılıyor. Tabii o sırada da annesinin, daha önceden gerçekleşen bir isyanı yönetmekle suçlu bulduğu ve bu yüzden de idam ettirdiği Fen Riorson’un oğlu Xaden Riorson ile Biniciler Bölüğü’nde karşılaşıyor. Xaden’da, babasını idam ettiren generalin kızı olduğu için Violet’ı ilk gördüğü anda, onu mahvedeceğini falan söylüyor. Enemies to Lovers* olayımız da böylelikle başlamış oluyor. Bir taraftan bir ejderhayla bağ kurup binici olmak için yoğun bir çaba gösterdiğini okurken, bir taraftan da Xaden ile olan ilişkisini okuyoruz. Olay örgüsü, evren ve kurgunun gidişatı cidden fazlasıyla başarılıydı. Karakterler, ejderhalar, dövüş antrenmanları, uçuş dersleri ve diğer her bir unsur sizi acayip derecede içeriye çekiyor. Evreni okumaya doyamıyorsunuz cidden. Ve bu yüzden de ben tam anlamıyla evreni anlayabildiğimi de düşünmüyorum. Serinin ilk kitabıydı, evet ama oldukça sıradandı. Evren hakkında çok detaylı
Edebiyat
Dördüncü KanatRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20236,4bin okunma
7/10
·64 syf.··
2023 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2023 16:00
“Yabanca bir toprakta ölmek” - bunu bir yerde okumuştu ve hiç unutmamıştı. Ah! Bir akşam olsa! Ama kuşlar hala şakıyor ve güneş batmak istemiyor. Yalnızca hava karanlıkken ölümle yüz yüze gelme cesaretinin olacağını biliyor." Bu sözler, 1916 Berlin doğumlu ressam ve yazar Unica Zürn'ün Kara Bahar (Dunkler Frühling) isimli anlatısından. 12 yaşında umutsuzca aşık olan, ama karşılık alamayacağını bildiğinden, pencereden atlayarak intihar etmeye karar veren bir kız çocuğunun büyüme sancıları ve içinden geçenler tüm açıklığıyla aktarılıyor bu kitapta. Burada kızın "yabancı bir toprakta," yani komşunun bahçesine düşerek ölmek istemesinin nedeni, öfke duyulan anne ve babaya daha büyük bir şok yaşatmak. Ve bu satırların yazarı Zürn, kitabın yayımlanışından sadece bir yıl sonra pencereden atlayarak intihar ediyor. Üstelik gerçekten de 'yabancı topraklarda'; Berlin'de değil, sevgilisinin Paris'teki otel odasından ölüme atlıyor. (Hilmi Tezgör’ün son sözlerinden alıntıdır.)
Edebiyat
Kara BaharUnica Zürn · Encore Yayınevi · 2014202 okunma