Ah bu kitap.Bana lise yıllarımı hatırlatıyor.Herkesin kütüphanesinde mutlaka olmalı.Sabahattin Ali'nin en sevdiğim kitabı ve sanırım en sevdiğim kitap.Sabahhattin Ali'nin yazım şeklini az çok biliyorsanız kelimelerle öyle bir dans ediyor ki karşıdaki duvarı yüzlerce cümlelerle anlatabilir.İşte bu kitapta tamamen öyle yazılmış bir kitap.Tahliller aşık olunacak derecede mükemmel.Kitaba gelecek olursak kitaptaki hikaye Kürk Mantolu Madonna (Maria Puder), Havranlı Raif efendi ve onun iş arkadaşı Hamdi arasında geçmektedir.Kitap aşk romanı ama anlatıp kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum.Yazar kitapta aşkı tahlilleriyle o kadar güzel anlatmış ki kitabı bitirince neden bitti ki diye üzüleceksiniz.Ama Havranlı Raif Efendi o sessiz,sakin,hakkını dahi savunamayan,hiç konuşmayan,dış dünyayla bağ kuramamış kahramanımız ömrünüz boyunca hafızanızdan silinmeyecek.Sadece dilinizden tüm umutsuzlukla keşke geçecek.Kitabın etkisi tam olarak bu çünkü.
Jack London'un Yaşamak Hırsı (Love of Life) başlıklı hikâyesindeki ayrıntıları hiç unutamadım. Bir lokmalık küçük bir balığı yakalamak için dakikalarca çırpınan adamın kurtlardan arta kalan bir geyik kemiklerini kemirmesini, kurtarıldıktan sonra yatağının altına ekmek stoku yapmasını... Daha fazla örnek verip kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum ama kitapta insanın aç kalınca içinden aniden ortaya çıkan canavara vurgu yapmış yazar ve bunu o kadar güzel tahlillerle anlatmış ki sanki kitabı okurken yaşıyormuş gibi hissettim.Kitap aynı zaman da insanın zihninde verdiği psikolojik savaşı o kadar net anlatmış ki yazarın bunu yazarken ki zekasına hayran olmamak elde değil.Kitap aynı zaman da tam bir maslow'un hiyerarşisine göre yazılmış.Yemek içmek ihtiyacını karşılayamayan kahramanımız bir üst basamağa geçememiş ve bu basamakta saplantılı olarak kalmış.İşte buna da yaşamak hırsı diyoruz zaten.
Yaşamak HırsıJack London · Varlık Yayınları · 19611,898 okunma