Hayatın tuhaf yöntemleri vardı, aşk gibi, acı gibi, hepsi sırası geleni uyandırmak içindi. Ama uyanmanın şartları vardı. Uyanıldığında harekete geçiren, dönüştüren şartlardı. Kendi karanlığımızda kaybolmak, aydınlığa dönüşmenin şartıydı.
Zamana zaman tanımak gerekir, zaman hükmeder, zaman, kumar masasında karşımızda oturan oyuncudur ve oyunun bütün kartları onun elindedir, bizler ancak hayatımızı verirsek bir şey elde edebiliriz, kendi hayatımızı.
Nerede şimdi o hayallerin? Kafanı iki yana sallayıp “Yıllar nasıl da uçup gidiyor!” diyorsun. Yine soruyorsun: Nasıl geçirdin o yıllarını? En güzel zamanlarını nereye gömdün? O yılları yaşadın mı yaşamadın mı?