Hayat dağılır, muhit dağılır, tabiat dağılır.
Söz dağılır, yazı dağılır, ses dağılır.
Suret dağılır. Siret dağılır.
Dağılan kalptir aslında vahdet ve talep makamında.
Aynadan beklediğimiz, söz. Aynaya verdiğimiz, söz.
Ya ayna kırılmışsa?
Kırık aynanın lisanı, hali kadardır.
Söz yok. Lisan-ı hal. O kadar.
Hüznün sularında kırılan ayna kendisinden başka ne göste-rebilir ki?
Zaten güneş altında söylenmemiş hiçbir sözün kalmadığı şu dünyada gölgeler de katlanarak büyümez mi?
Ve her şey bir gölge oyunu değil mi küsuf-ı tamme kavsinde?
Gölge. Kendisi yerde olmakla birlikte müsebbibi gökte olan gölge.
Zekâtı olmayan inci, İslâm coğrafyasında ve yerli kültürde Kur'an ve hadisten başlayarak edebî metinlere doğru dökülen bir imaj şelalesinin esin kaynağı.
Hiçbir uzak duanın erişemeyeceği kadar uzak değil. Ve ölümü tadacak olmanın garantisi, tatmayacak olma tahayyülünden ne kadar daha güzel. Bundan sonra size tehlike yok demek, madem ki Mecnunsunuz!