9/10
·288 syf.··
2025 13. kitabı
Ödüllü kitap görünce dayanamıyorum. The Color Purple da öyle girdi listeme. 1983’te Pulitzer Ödülü ve National Book Award kazanmış olması bile, anlatacaklarının gücüne dair bir ipucuydu. Alice Walker’ın bu romanı, hem anlatımı hem de işlediği temalarıyla insanın içini titreten bir hikaye. Celie küçük yaşta istismara uğruyor, evlendiriliyor, susturuluyor. Ama burada kalmıyor. Tanrı’ya yazdığı mektuplarla başlayan yolculuğu, bir kadının kendini bulma, özgürleşme ve dayanışma hikayesine dönüşüyor. Kitap boyunca, kadınların birbirine nasıl güç verdiğini, susturulan birinin nasıl konuşmaya başladığını, sevginin ne kadar dönüştürücü olabileceğini okuyorsun. Bu dönüşüm yolculuğunda, Shug Avery karakteri benim için çok ilham vericiydi. Toplumun kurallarını umursamayan, özgür ruhlu, kendi yaşam tarzını seçmiş bir kadın. Celie’nin ilk kez kendini görmesini, sevmeye başlamasını, kendisine bir ses bulmasını sağlayan kişi. “Tanrı mor çiçekleri bile fark edilsin diye yaratır.” İz bırakan, sarsan ama bir şekilde umutla biten bir roman.
Renklerden MoruAlice Walker · Doğan Yayınları · 20191,078 okunma
Finneganın Baldızı: (+18) Bir Özet
5/10
·672 syf.··
2025 87. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 17:15
[Hem de Ayranım Dökülmesin Babında Bir Sorumluluk Reddi]: Başta Campbell'in "A Skeleton Key to Finnegans Wake" adlı metni olmak üzere çeşitli kaynak eserlerin yalancılığını icra etmekteyim. Şimdi... En başta Finnegan diye bir arkadaş var, merdivenden düşüyor. Ancak o da ne: morte? Sonra curcuna kopuyor tabii, “Vay efendim, nasıl olur da bizim Finnegan ölür?” “Çünkü,” diyorlar, “Finnegan bir efsane ve efsaneler de… Bir de… Yav bak şimdi biz Allah sanıyorduk onu galiba ya; yalan olmasın, Allah da sanmış olabiliriz.” Cenazesinde ise kaç bahtın ahını aldıysa mevta bedenine içki dökülüveriyor; tabii hemen anında (ve çünkü illa ayyaşlığını yapacak ya) “Ahıağğbijm ölmedim yaubijm, içim geçmişm!” diye zıplıyor rahmetli. Gelgelelim etrafındakiler, ha merdiveni devirdi ha beynini dağıttı derken Finnegan’ın götünü toplamaktan sıkıldıkları için, “Şşş, tamam, yat, yok bir şey,” diyerek Finnegan çağını kapatıyorlar. İşte! Eşinizi dostunuzu iyi tanıyın. Finnegan’ın anlatıda bıraktığı boşluğa bu noktada pub işletmecisi Humphrey Chimpden Earwicker’ı (HCE) alıyoruz. Bu adamın adını (paşa keyfiniz uygun görecek olursa) “Here Comes Everybody” diye de açabiliyorsunuz. Sınırsız eğlenceye merhaba. Her neyse, işte bu adam, evet, bu adam yok mu, bu adamın iki oğlu bir kızı var. Kendisi de hem Hür İrlanda devletini hem de Tanrı’yı temsil ediyor. Takılmayın bunlara; gerçek değil bunlar, edebiyat. O değil asıl bak, asıl başka ne oluyor: Bir gün bunun yolunu kesiyorlar, diyorlar ki, "Seni askerler görmüş," diyorlar, "Ha, Humprey? Mahallemizin karısına kızına sırnaşıyormuşsun. Askerler görmüş seni, şahidiz diyorlar. Açıyormuşsun, buyrun bakalım haydiiii diye sallıyormuşsun. Üç askerimiz Humprey, sallıyormuşsun! Bu da ne demek oluyor?!" İşte, kim bilir ne demek oluyor, çünkü HCE de bir türlü
Finnegans WakeJames Joyce · Alma Books · 0104 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gizem gerilim dozu gayet yerindeydi(spoiler var)
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 76. kitabı
Gotikhana Yazar - Runyx Martı Yayınları Üçüncü kişi anlatımı Paranormal - Gizem - Gerilim Yetişkin Kurgu 400 Sayfa Puanım 9 Mutlu S. Erkek karakterimiz Vad Deverell'e yetimhanedeki bir kasın henüz çocukken bir şatoya gideceği ve orada mor gözleri olan kadınla tanışacağı kehanetinde bulunulur. Tabi herkes o kadına inanmaz ve gülüp geçer zira oradaki her çocuk sefil haldedir ve bu sefaletten kurtulmaları imkansız gibidir. Erkek aradan yıllar sonra Verenmore(eski bir şatodur) Üniversitesi'nde eğitim görevlisi olarak çalışıyordur ve gizemli geçmişini herkesten gizlemektedir. Corvina Clemm fazla korumacı annesi ile ormanda yaşar. Annesine göre insanlar kötüdür bu yüzden kızını okula göndermeyip kendisi eğitim vermiştir. İnsanlardan uzak ve tuhaf sesler duyarak yaşayan Corvina annesi şizofreni tanısıyla kliniğe yatırıldıktan sonra Verenmore Üniversitesi'nden kabul mektubu alır. Annesi ile yaşadığı dışlanmadan sonra mor gözleri ve gotik giyim tarzından dolayı Verenmore'de de dışlanacağını zannederken beklemediği şekilde üniversitedeki insanlara çabuk uyum sağlar. *Paranormal olaylar seviyorsanız, gizem gerilim seviyorsanız tavsiye ederim. Ben çok beğendim. Ana karakterler arasındaki olayların gelişmesi asla iyi aktarılmasa da diğer konular gayet iyi işlenmişti. Ben çok sevdim tavsiye. Gothikana RuNyx
1000Kitap
GothikanaRuNyx · Martı Yayınları · 20221,876 okunma
7/10
·272 syf.··
2025 21. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 16:54
Nasıl yorum yazacağımı epey düşündüğüm bir kitap okudum. Öncelikle yazarın okuduğum ilk kitabı. Çok fazla karakter olması kitabın anlaşılırlığını zorlaştırıyor ama sonlara doğru tüm taşlar yerine oturuyor. Yine de kim kimdi diye en baştaki oturanlar ağacına bakmak gerekiyor. Ülkemizin çalkantılı dönemlerini, darbeleri, ihtilalleri, anarşizmi, işkenceleri, kayıpları yaşayan insanların acı tatlı anılarını, doğumları ölümleri, aşkları, evlilikleri bilmem kaç ömrü içine almış yolun sonundaki mor salkımlı ev. Devrim ve devrimcilik pek hoşlanmadığım ve kabullenmediğim bir durum. İdeoloji yıkıma, kıyıma yol açıyorsa bence ideoloji değil yel değirmeniyle savaştır. Böyle olunca da bu kitapta ve yazarımızın felsefesinde olduğu gibi derdimiz ülkemiz değil iktidar oluyor. Kitap genel anlamda hep hüzün yarattı bende. Evde oturanların hikayelerinin başında ya da sonunda mutlaka bir kayıp, ayrılık yaşanması, vatansızlık hissi buruk bir tat bıraktı damağımda. Bu yaşanmışlıkların yanında en güzel şey evin tüm katlarını sarıp çatıya kadar ulaşan, ne yaşarsanız yaşayın yine de hayat var diyen mor salkımlar oldu. Tavsiye ediyor muyum bilemedim. Okursanız keyifli okumalar.
Yolun Sonundaki EvOya Baydar · Can Yayınları · 2018335 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2025 187. kitabı
Bir sabah, buğulanmış bir aynanın karşısında duruyorsun. Camın arkasında bir siluet var; tanıdık ama eksik. Parmaklarınla buğuyu silmeye çalışırken, aynanın içinden bir ses yükseliyor. “Ben kimim?” #aynadakibuğu bir insanın sadece yaşamını değil, kendiyle yüzleşmesini, adını yeniden koymasını, kaderini kalemle yeniden yazmasını anlatıyor. Ama öyle kuru bir anlatı değil bu, her satırı bir sahne, her cümlesi bir nefes gibi. Doğduğunda sana bir isim verilir. Ama o isim, bir kimlik değil; bir yük olur. “Alparslan Türkeş” ismiyle büyüyen bir çocuk, sokakta, okulda, hayatta hep bir duvarla karşılaşır. O duvar, sadece ideolojik değil; kişisel bir sınavdır. Ve bir gün, mahkeme kararıyla kendi adını kendi koyar: Sinan. Bu, bir insanın kendini yeniden doğurmasıdır. Bir gece, Mevlânâ’nın türbesi rüyana girer. “Beni yaz” der. Elinde bir kalem, başında bir kubbe… Bu rüya, bir çağrı değil; bir kaderdir. Yazmak artık bir meslek değil, bir ruhsal görevdir. Kalem, onun elinde bir anahtar olur; kapalı kalpleri açmak için. Üzerinde mor bir yelek. Ne modaya uyar ne zamana. Ama o yelek, halktan yana olmanın, sadeliğin, vefanın simgesidir. Sinan Yağmur, bu yelekle sokak sokak, şehir şehir dolaşır. Her şehir ona yeni bir aile bağışlar. Yazarlık, onun için kelimelerle kurulan bir akrabalıktır. Bir ömre kaç savaş sığar? Yoksulluk, dışlanma, vicdan azabı, aşk, dostluk, deprem, esaret… Ama her kayıp, bir kabule dönüşür. Hayat, biriktirdiklerin değil; vazgeçtiklerinle anlam kazanır. “Ölümden korkmam, asıl korkum yaşamadan ölmektir.'' Bu cümle, kitabın finali değil, bir uyanış çağrısı gibi. Hayat buğulu bir ayna gibidir, silmeye çalıştıkça iz bırakır. Çocuk kalbim, bir camın bile canı olduğuna inanacak kadar saftı. Yazar olmak demek, yalnızca kitap çıkarmak değil, kelimelerini duvarların
Aynadaki BuğuSinan Yağmur · Kapı Yayınları · 202589 okunma
8/10
·137 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2025 16:31
Ayşe Kulin bu kitabını; kızlara, kadınlara onların toplumda nasıl göz ardı edilip, irdelenip, hor görülüp toplumdan dışlanmalarına dikkat çekmek için yazmıştır. Hatta kitabın telif gelirini de Mor Çatı'ya bağışlamış bu yolda kendine düşen görevi yapmış. Kitapta da birkaç öykü üzerinden kadınların yaşadıkları zorluklar anlatılmakta ve en çok değindiği ise kadınların "zengin, fakir, bakımlı, bakımsız, tesettürlü ya da tesettürsüz" demeden her birinin birileri tarafından kurban gittiği. Duyarlılık açısından iyi bir kitap olmuş. Bir kadın olarak teşekkürler #y:508. :)
Doğdum. KızdımAyşe Kulin · Everest Yayınları · 2022492 okunma