ALTIN ADAM
Yazar: Mor Jokai
"Vücudu değil de ruhu kemirmeye başlayan zehir yavaş yavaş öldürür. Geç, fakat muhakkak öldürür."
^______^
"İnsan arzu etmese de yazgısı onu sürükler."
♡
Mor Jokai’nin “Altın Adam” adlı romanı, 19. yüzyıl Macar edebiyatının en güçlü eserlerinden biri olarak bilinir ve tavsiye üzerine benim de yazarla tanışma kitabım oldu. Macar edebiyatı okumayı seven birisi olarak bu kitabı da okumasam olmazdı. Yazarın dili dönemine göre oldukça canlı, betimlemeleri yoğun ve akıcıydı. Özellikle doğa tasvirleri çok çok iyidi, insanın iç dünyasını yansıtan bir ayna gibi. Kitabı okurken duygudan duyguya sürüklendim, bazı kısımlarda çok kızdım, çok gerildim, bazen de çokça üzüldüm. Kitabın kapağını kapattığımda ise duygularım tarifsizdi..
Baş kahramanımız Mihaly Timar Tuna Nehri kıyısında küçük bir kasaba olan Komarom’lu bir gemi reisidir. Timar oldukça zeki, çalışkan ve dürüst bir adamdır. Son sefer gemisinde öncekilerden farklı olarak tahıl yükünün yanı sıra iki misafiri (baba kız), peşinde de bir Türk kadırgası vardır. Babanın içinde gizlediği bir sır vardır ve bu zorlu yolculukta baba sırrını Timar 'a söyler ve kızını da ona emanet eder. Şimdilik haberi olmasa da bu kovalamaca Timar’ın hayatını sonsuza dek değiştirecektir.
Bu sır ve tesadüfler sonucu Timar zenginleşir ve toplumda “Altın Adam” olarak anılacak kadar güçlü bir konuma gelir. Ancak bu zenginlik, onun ruhunda derin bir boşluk yaratır. Bir yanda paranın, statünün ve toplumun sahte parıltısı; diğer yanda doğallığın, sevginin ve iç huzurun saf dünyası vardır. Timar’ın bu iki uç arasında gidip gelen iç çatışması, kitabın en etkileyici yönlerinden birisiydi.
Jokai, bu iki dünyanın karşıtlığını öylesine ustalıkla işlemiş ki, etkilenmemek mümkün değil. Maddi dünyanın sahte ışığı insanı