İNSANLIK KURTULUŞ
Öyle bir zaman ki milletin canına tak demiş! Öyle bir zaman ki yurdun dört bir yanı düşmanla sarılmakta... Yurt çaresiz, yorgun, yoksul.... Daha yeni savaştan çıkılmış, vatan yaralı. Nice şehitler verilmiş, gidenler dönmemiş. Yiyecek ekmek yok. Nasıl olsun? Ekilememiş ki hasat olsun! Analar evlatsız, evlatlar babasız. Tüm bunlar yetmiyor gibi halkın başımızdadır diye güvendiği cihan padişahı saltanatı derdine düşmüş, her karış toprağı evimdir, her bireyi ailemdir diyeceği yerde düşmana ses etmemiş, adeta bana dokunmayan yılan yaşasın dercesine suskun... O en karanlık şafakta bir ses yükseliyor: "Vatan toprağı düşmana bırakılamaz, Türk milleti esaret kabul etmez." diyor. Gerçek bir "Başkomutan" geçiyor ordularının başına. "Kurtuluş" ateşi alev alıyor. Vatan uğruna genç yaşlı, kadın çocuk demeden can vermeye, düşman kovmaya koşuyor. İşte bu gerçek vatan sever, cesur kahramanlardan 6 kişinin yolculuğuna tanık olacaksınız. Cumalar köyünün yaşlı imamı İsmail Hoca, Yunan askerlerinin İzmir'i işgal ettiğini öğrenince yerinde duramaz. Çıkar köyünden düşmanın karşısına dikilmek için. Yanında evlat dediği bir deli oğlan Emin, küçük hahraman Eşref ve demirci ustası Hakkı. Yolda onlara iki vatan evladı daha katılır. Hasan ve Ahmet.
Yol ve kader arkadaşıdır onlar artık. Ama o yol, o kader öyle dile kolay geldiği gibi değildir. Aç susuz, günlerce kıraç topraklarda.... Yalın ayak Emin'in ruhu dayansa da ayaklarda derman bırakmayan yollar bunlar. Bu kitap için söylenecek değil hissedilecek çok derin duygular var. Yaşlı bir imam anlatıyor bize yaşananları. Küçük bir çocuk açlık, korku bilmeden koşuyor düşmana dur demeye. Ailesini çocuğunu geride bırakanlar... Hâlini görüp deli deyip geçtikleri, her sabah elinde farklı çiçeklerle aşktan yanmış, kim bilir veliliğe ermiş