Zehra Erencetin

7/10
·60 syf.··
2024 44. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2024 08:04
“Bilmiyor musun ki, kendinden dışarı çıkmadıkça asla kim olduğunu bilemezsin.” Kitapta altını çizdiğim defalarca okumama sebep olan cümle. Bilinmeyen Adanın Öyküsü yaklaşık 60 sayfadan oluşan uzun bir hikâyenin anlatıldığı bir kitap. Kitap, bir adamın bilinmeyen adayı keşfetmeyi istemesi ve o adayı bulmak için kralın kapısını çalması ile başlıyor. Keşifte kullanacağı tekneyi kraldan alabilmek için günlerce sarayın dilek kapısında beklemesi onun sabrına ve amacına ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor. Hatta bu sabır ve ısrar kralın ilk kez dilekler kapısına inip bizzat halktan biri ile konuşmasına vesile oluyor. Bu dilek kapısını açıp kapayan temizlikçi kadın da bilinmeyen adaya merak duyup adamla birlikte tekneye binerek adayı bulmak için yelken açıyor. Devamında iki karakter arasında yaşanan olayları okuyoruz. Biz insanoğlu da kendimizde ait bilinmeyenleri bulmak isteriz. Bunu yaparken de yanımızda bir yoldaş olsun isteriz. Karanlık denizlere yelken açarken birbirimizden destek alırız. Yeter ki yanımızda bilinmeyeni bulacağımıza inanan biri olsun. Keyifli okumalar dilerim…
Edebiyat
Bilinmeyen Adanın ÖyküsüJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 200927bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kendini Arayan Bir Yolculuk
4/10
·60 syf.·
2026 6. kitabı
Kitabını okurken insan, kısa ama sessizce derinleşen bir yolculuğa çıkıyor. Bu, yüksek sesle anlatılan bir hikaye değil; daha çok insanın içine doğru fısıldanan bir masal gibi. Bir adamın kraldan tekne istemesiyle başlayan bu sade öykü, ilerledikçe insanın kendi varlığına dair sorularla doluyor. Saramago, büyük olaylar anlatmıyor; ama küçük bir isteğin, bir ısrarın, bir inancın insan hayatında nasıl büyük anlamlar doğurabileceğini gösteriyor. Yazarın dili yalın ama duygusuz değil. Aksine, kelimeler arasında güçlü bir melankoli ve umut hissi dolaşıyor. Noktalama işaretlerini alışıldık biçimde kullanmaması, okuru durmaya ve düşünmeye zorluyor; sanki her cümlede biraz nefes alıp kendi içimize bakmamızı istiyor. Bu yavaşlık, metni daha da insani kılıyor. Okurken acele edemiyorsunuz, çünkü hikaye sizden hız değil, farkındalık talep ediyor. “Bilinmeyen ada” fikri, kalbime en çok dokunan yer oldu. Çünkü bu ada, haritalarda olmayan bir kara parçasından çok daha fazlası. İnsanın kendinde henüz tanımadığı, belki de cesaret edemediği yanlarını temsil ediyor. Herkesin “bütün adalar keşfedildi” dediği bir dünyada, hala bilinmeyen bir şeylerin varlığına inanmak başlı başına bir umut eylemi. Adamın ısrarı bana şunu düşündürdü: İnsan bazen sadece başkalarına değil, kendine de inatla inanmak zorundadır. Temizlikçi kadınla adam arasındaki bağ ise kitabın en sıcak, en insani tarafı. Büyük aşk cümleleri yok, dramatik sahneler yok; ama sessiz bir anlayış, birlikte yola çıkma cesareti var. Biri tekneyi arıyor, diğeri kapıları açıyor; sonunda aynı yolculuğun parçası oluyorlar. Bu da bana, insanın kendini ararken bir başkasının varlığıyla daha güçlü olabildiğini hissettirdi. Bilinmeyen Adanın Öyküsü, bitirdiğinizde içinizde hafif bir hüzün ve derin bir umut bırakan bir kitap. Kısa olması
1000Kitap
Bilinmeyen Adanın ÖyküsüJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 200927bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2024 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2024 21:02
İtalyan mimar Raimonda D’Aronco Abdülhamit döneminde İstanbul’da düzenlenecek olan Tarım ve Sanayi Fuarı için tasarımlar hazırlamak üzere davet edilir. İnşaat aşamasında İstanbul’da büyük bir deprem olur. Deprem sonrası imar işlerine Raimonda yetkili kılınır. Böylece 16 yıl sürecek olan saray mimarlığı görevi başlamış olur. Padişah II. Abdülhamid tarafından sarayın resmi terzisi ve modacısı olan Hollanda uyruklu Jean Botter için bir bina yaptırılacaktır. Binayı yapma görevi Raimondo D'Aronco’ya verilir. İşte romanımızın geçtiği mekan olan Botter apartmanı böyle ortaya çıkar. Buraya kadar anlatılanlar gerçek tarihi bilgiler. Bundan sonrası kurgu,hayal,hakikat karışımı. Botter apartmanında karanlık odalar vardır. Kaan’ın, Zehra’nın, Hamza’nın zihninde, ruhunda olduğu gibi. Yüzleşmek istemedikleri her şeyi oraya tıkmışlardır. Karakterlerden Kaan okuyucu için önemlidir. Kendisi ünlü bir psikologtur. Ancak onunda derinlerde yüzleşemediği yaraları vardır. Zehra onun kendisiyle yüzleşmesinin yolunu açan kendisi gibi yaralı aynasıdır. Raimonda, Botter apartmanını yaparken yorgancı Nazlı ile tanışır. Onun yüzünü apartmanın dış cephesine yansıtma gayretine girer. Yıllar sonra İstanbul’da üzücü olaylar yaşanır. Botter apartmanı yağmalanır. Sahipleri ülkeyi terkeder. Günün birinde Raimonda’nın torunu Ester dedesinin yaptığı yapıların izlerini sürmeye başlar. Ester’in yolu İstanbul’la, Botter apartmanıyla ve Kaan ile kesişir. Roman kurgusu çok karmaşık değil. Ben sevdim. Gezilecek, görülecek yerler arasına Orhan PAMUK’un Masumiyet müzesinin yanına Botter apartmanını da ekliyorum. Raimonda D’Aronco demişken elinin değdiği bazı yapıları ekleyeyim; Huber Köşkü,Şeyh Zafir Türbesi,Karaköy Camii,Çini Fabrika-i Hümayunu,Haydarpaşa Numune Hastanesi,Laleli Çeşmesi,Aziziye Karakolu
Edebiyat
Botter ApartmanıAyşe Övür · Remzi Kitabevi · 20191,528 okunma
8/10
·272 syf.··
2025 70. kitabı
Nilüfer beş kişilik bir ailenin en farklı, başına buyruk, idealist üyesiydi. Annesi ünlü bir terzi, babası oldukça sıradan bir öğretmendi. Abisi üniversite okuyordu. Ablası Leyla ise annesine terzilikte yardımcı oluyordu. Nilüfer en güzel okullardan birini bitirmişti ve üniversite okuma hayalleri kuruyordu. Annesi tek başına çocuklarını büyüten bir kadın olmak zorunda kalmıştı. Çünkü babaları kendi içinde kurduğu bir hayatı yaşıyordu sadece. Annesiyle bu şartla evlenmişlerdi. Birbirlerinin hayatlarına asla karışmayacaklardı. Leyla genç yaşta görücü usulü evlendirilmişti. Doktor talibi olunca kaçırmak istememişlerdi. Ancak kısa süre sonra çocuğu olmadığı için anne evine geri gönderilmişti. Annesi bu olaydan sonra daha uygun olacağını düşündüğü için başka bir semte taşınmaya karar verdi. Babaları bulundukları semtte kalmayı tercih etmişti okulu orda olduğundan ve diğer aile üyeleri için hayat ayrı bir şekilde devam etmek zorunda kalmıştı. Anne burda da terziliğe devam etti. Nilüfer sevdiği adamla evlenme hazırlıkları yapıyordu. Evlenip sonrasında üniversitede istediği bölümü okuyacaktı. Sevdiği adamla böyle anlaşmışlardı. İşte tam bu andan sonra bütün hayatları tepetaklak oldu. Abileri Orhan sağ- sol kavgalarından birinde tutuklandı. İdam edileceği haberi alınınca onu kurtarmak Nilüfere düştü ve çok sevdiği adamdan vazgeçmek zorunda kaldı.. • Her biri için farklı ve acı kaderler yazılmış olan bir aile.. Sevgisiz büyütülen çocukların içindeki boşluğun yaşları kaç olursa olsun asla dolmadığı bir hikaye.. Bir ailenin parçalanma öyküsü.. Ben çok sevdim, mutlaka okuyun. Keyifli okumalar
Markiz'deki KadınAyşe Övür · Remzi Kitabevi · 2025305 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 03:56
Markiz'deki Kadın, Ayşe Övür'den okuduğum ikinci kitap oldu. Daha önce yazarın Botter Apartmanı kitabını okumuş ve çok sevmiştim. Bu kitapta da o ikonikleşmiş apartmana çokça atıf var. 1970'lerin başında, siyasi olayların çok olduğu, üniversitelerde olayların, sokaklarda silah seslerinin durulmadığı dönemde aşkı ile ailesi arasında bir seçim yapmak zorunda kalan Nilüfer'in hayatını okuyoruz. Başına ne geldiği bilinmeyen abisi Orhan'ı kurtarmak için nüfuzlu bir babanın oğluyla evlenmek zorunda kalan, bir anlamda kurban seçilen Nilüfer. Geride bıraktığı aşkı Selim, ailenin yükünü omzuna almak zorunda kalan ablası Leyla, hem var hem yok olan babası Asım Bey, evlatları için yaşayan annesi Aliye hanım. Bu kitapta mutlu bir hayata sahip biri yok aslında. En yoksulundan en varlıklısına kadar herkesin derin bir yarası var içinde. Bir köşesinden hayata tutunmaya, yaşadıklarını unutmaya çalışıyorlar. Ne kadar mümkün olabilirse. Muammer Bey dışında üzülmediğim tek bir kişi yoktu kitapta. Ha bir de o bakkal tabi. Seniha ve Orhan bu ülkede yitip giden onlarca gençten sadece ikisiydi isim olarak. Bugün hala bir şeylerin değişmemiş olması ne acı. Toparlayacak olursam, dokunduğu hayatlarla ve anlattığı hikayelerle çok gerçek bir kitaptı Markiz'deki Kadın. Tavsiyemdir.
Edebiyat & Roman
Markiz'deki KadınAyşe Övür · Remzi Kitabevi · 2025305 okunma