“Bilmiyor musun ki, kendinden dışarı çıkmadıkça asla kim olduğunu bilemezsin.”
Kitapta altını çizdiğim defalarca okumama sebep olan cümle. Bilinmeyen Adanın Öyküsü yaklaşık 60 sayfadan oluşan uzun bir hikâyenin anlatıldığı bir kitap.
Kitap, bir adamın bilinmeyen adayı keşfetmeyi istemesi ve o adayı bulmak için kralın kapısını çalması ile başlıyor. Keşifte kullanacağı tekneyi kraldan alabilmek için günlerce sarayın dilek kapısında beklemesi onun sabrına ve amacına ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor. Hatta bu sabır ve ısrar kralın ilk kez dilekler kapısına inip bizzat halktan biri ile konuşmasına vesile oluyor.
Bu dilek kapısını açıp kapayan temizlikçi kadın da bilinmeyen adaya merak duyup adamla birlikte tekneye binerek adayı bulmak için yelken açıyor. Devamında iki karakter arasında yaşanan olayları okuyoruz.
Biz insanoğlu da kendimizde ait bilinmeyenleri bulmak isteriz. Bunu yaparken de yanımızda bir yoldaş olsun isteriz. Karanlık denizlere yelken açarken birbirimizden destek alırız. Yeter ki yanımızda bilinmeyeni bulacağımıza inanan biri olsun.
Keyifli okumalar dilerim…