Kimi kez, erkeğin hikayesinin kadına duyduğu aşkın hikayesi olduğunu düşünüyorum. Şimdi yazdığım tüm geçmişimin anıları, kadına duyduğum aşkın anıları. On bin yaşam ve kılıkta ben hep onu sevdim. Şimdi onu seviyorum. Uykularım onunla dolu; uyanıkken kurduğum hayaller, başlangıç noktasından bağımsız, beni hep ona yöneltiyor. Ondan, o sonsuz, görkemli, hep de görkemli kalacak olan kadın endamından kaçış yok.
Günümüzde gezegenin üstünde canlı olan her birimiz, gerçekten de yaşamın ebedi tarihini, yaşamın ortaya çıktığı andan başlayarak içimizde taşırız. Bu tarih dokularımızda ve kemiklerimizde, bedensel işlevlerimizde ve organlarımızda, beyin hücrelerimizde ve ruhumuzda, atalarımızdan gelen her tür fiziksel ve psişik itki ve dürtümüzde yazılıdır. Bir zamanlar biz, sen ve ben, balık gibiydik ve şimdi ortasında olduğumuz şeye, kuru karadaki büyük maceraya öncülük etmek için denizden çıktık. Sürüngen, sürüngen olmadan ve biz de biz olmadan önce, sürüngen öncesiyle biz öncesi aynı şeyken, sürüngenlik izlerini üstümüzde taşıdığımız gibi denizin izleri de halen üstümüzde. Bir zamanlar havada uyuyorduk ve bir zamanlar ağaçlarda yaşıyor ve karanlıktan korkuyorduk. Sana ve bana kazınmış ve yeryüzündeki zamanımızın sonuna değin bizden sonra gelecek tohumlarımıza da kazınmış kalıntılar var.
Pascal bir yerlerde şöyle diyor: "İnsan evriminin ilerleyişini incelerken felsefi akıl, insanlığı bireyler yığını olarak değil, tek bir insan gibi görmeli."