Koyu yeşil demirler
Tahtadan bir ev
Çatısı bile var
Tıklayıp bakamadım
Acep neden yapılmış bu ev
Kollarımda sarılı
Yeni doğmuş bir bebek gibi
Kundaklamışlar
Üstümde bir bez
Açın şunu nefes alamıyorum
Bir ara bir şeyler görür gibi oldum
Omuzlar üzerinde gidiyorum
Kim bu insanlar
Tanıdık çok tanımadık daha çok
Merhum diyor hoca
Hakkınızı helal ettiniz mi?
Bağırıyor hepsi gelenlerin
Helal olsun
Kim bu merhum
Sela veriliyor merhum falan diye
Baktımki babam ağlıyor
Annem,annem gelemez
Kadınların ne işi var onca erkek arasında
Dostlarım hepsi birbirine sarılmış
Her sabah uyuyordum ben sımsıcak yatağımda
Yorganımda beyaz değildi bu kadar
Sert yastıkta yatamazdım
Yasladıkları yastıkta ne böyle
Kupkuru sert bir yastık
Mallarım,telaşına düştüklerim
Züleyha Yusuf'unun aşkıyla yandı ha yandı.Hep ağzında Yusuf'u vardı.Sadece Yusuf'unu değil Yusuf'unun sevdiklerini sevdi.
Hz.Yakup Yusuf'u için ağlamaktan âmâ oldu,gözlerini en sevdiği kul uğruna kaybetti.
Züleyha Yusuf'unun en sevdiğini yani onu kuyudan kurtarıp da Mısır'ın veziri yapanı bütün benliğiyle hissedince,Hz.Yakup Yusuf'una Rabbine tevekkülünü bütünüyle dedesi İbrahim(a.s) gibi arz eyledikten sonra kavuştu.Bu olay binlerce yıl önce olurken bu zamana kadar gelen tek bir ana fikir vardı.Yusuf'unu onun Rabbini tanıyarak,ona tevekkül ederek isteyen hem Rabbine karşı büyük bir sevgiye ve inayete hem de Yusuf'una kavuşurdu.Aslında kavuşmak ki yanlızca o'na idi.Yeri ve göğü,alemleri yaratan sonsuz güç sahibine.Yusuf'un sahibine...
Zor değildi gezegenleri havada tutmaya gücü yeten yaradanımıza imkansızı imkanlı yapması için dua etmek;bizim tercihimiz aşkımıza kavuşmak değil,onun aşkına kavuşmak oldu.Meşk ola
Tilkinin çok ilgisini çekmişti bu dediği:
"Başka bir gezegende mi?"
"Evet."
"O gezegende de avcılar var mı?"
"Hayır."
"Bak işte bu ilginç! Peki tavuklar?"
"Hayır."
"Hiçbir şey kusursuz değildir." diye iç çekti tilki.