Derin bir nefes aldım ve müzik odasındaki insanların duymak zorunda kaldıkları bir biçimde kendime şunları söyledim; sen edimsel olmayan, yalnız tasarlanmış bir yaşam yaşadın, yalnız tasarlanmış bir varlıksın, gerçek değilsin, seninle ilgili her şey ve sen olan her şey, her zaman tasarlanmış, edimsel ve gerçek olmayan bir varoluştu.
böyle habire kendi kendime evrenin ne olduğunu, bu evrendeki yerimi, yeryüzüne ne yapmaya geldiğimi, yapılacak bir şey bulunup bulunmadığını sorarak yaşamayı anormal saymanın garip olduğunu düşündüm. Banaysa, tam tersine, insanların bunu hiç düşünmemeleri, kendilerini bir çeşit bilinçsizlik içinde yaşamaya bırakmaları anormal görünüyordu. Belki de bütün öteki insanların, günün birinde her şeyin açığa çıkacağına dile getirilmeyen, akıl dışı bir güvenleri var.