bekleyip durur insan. hiçbir şey olmaz. insan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. hiçbir şey olmaz. insan yalnız kalır. yalnız. yalnız.
bir kişi hariç bütün insanlık aynı görüşte olsa, tek bir kişi karşı görüşte olsa, insanlığın o kişiyi susturma hakkı, o kişinin gücü yetse insanlığı susturma hakkından fazla değildir.
güzel yoldaşım elini elime alır, onu sevgiyle tekrar ve tekrar sıkardı. hafifçe kızarır, yüzüme dermansız, ateşli gözlerle bakardı. öyle hızlı nefes alıp verirdi ki, bu coşkulu solunumla elbisesi bir iner bir kalkardı.
bir âşığın heyecanı gibiydi bu; utandırırdı beni.
ya da ne diye seviyorum seni? çünkü seni öyle bir sevgiyle seviyorum ki, her türlü dönüşüme açık bu sevgi ve sevgilerin en yücesi. sanatımın bir yaratısıymışsın gibi seviyorum. bedenimin bir uzvu gibi seviyorum aynı zamanda, sabahı karşılayan bir gün gibi seviyor, kendimin tıpatıp bir benzeri gibi, kendi şeytanım, kendi yazgım gibi seviyorum. peki, sen nasıl seviyorsun beni?