Farkındalığın cehenneminde / dünya denen yer / kıvranan ruhlar birbirini tanırlar; kelimelerinden,cümlelerinden, duruşlarından. Yazarın küçük şeylerden okuduğu/okuttuğu büyük gerçeklikler bu dünyada anlaşıldığım hissini besledi. Yarım kalışlar, tesadüfler, sevdiğini korumak için kendini feda edenler ve her düşüşte ilahinin o nazenin dokunuşları. Yarınlara yüklenen o muhteşemlik beklentileri de ilerlemeci tarih anlayışının çöküşü gibi çökertilmeye muhtaç. Tıpkı Tatar Çölü'nde de verildiği gibi. Lakin Drago'dan bir farkı var ki kafesler uçup gitme cesareti gösterebilenler için tasarlanıyor. Ruhumuza diyor yazar bence "ve sen kuş olur gidersin" diye. Acı çekmek ve susmaktan da bahsediyor lakin:
"Acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim"