Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle
Öldür bendeki beni sonra dirilt kendinle
Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle
Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle
Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle
Ama her defasında geri döndüm seninle
Hangi düğüm çözülür, nazla, sitemle, kinle?
Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle.
Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin?
Bâzan kız kardeşimsin, bâzan öpöz annemsin Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin Eksilmeyen çilemsin
Orada ufuk çizgim, burda yanım, yöremsin
Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin
Çaresizim çaremsin.
Şaşırdım kaldım iste bilmem ki n'emsin?
Serinin 6.kitabı. Son kitapların üzücü bir şekilde niteliksiz olması bana bu kitapta da hayal kırıklığına uğrayacağımı düşündürmüştü. Ama öyle olmadı. İlk kez John Verdon okuduğumda hissettiğim duygularla okudum kitabı. Neden David Gurney’i bu kadar sevdiğimi tekrar hatırlattı yazar. Kah şaşırdım kah diklendim oturduğum yerde. Heyecanlandım ve tahmin edemediğim -veya etmemiş gibi davrandığım- sürprizlerle karşılaştım. Ağzımın açık kaldığı da oldu. Sonu -katil ve cinayetin açıklanışı- kitabın diğer kısmına oranla daha az iyiydi ama olsun. Bir çırpıda bitti son 200 sayfa. David Gurney’nin zihninde dolanmak, onunla beraber gizemleri çözmek harika bir his ve anladım ki serinin bitmesini istemiyormuşum. John Verdon, yazmaya devam çünkü ben okumaya devam edeceğim.