"Masumiyet Müzesi"nde Kemal'in her akşam "çay içmeye" Füsun'un yanına gittiği kısımları okurken çok keyif almıştım. Hatta benim için "Bazen" bölümü okuduğum en etkileyici bölümlerdendi. Ama hiçbir zaman bu durumun ne kadar rahatsız edici olduğunu fark etmemiştim. Diziyi izlerken dikkatimi çekti. Kitabı "sapkın bir aşk hikayesi" düşüncesiyle değil "unutulmaz bir aşk hikayesi" düşüncesiyle okuduğum içindir belki. Yine de bir adamın her akşam başkasıyla evli bir kadının evine gitmesi ve kimsenin bu durumu sorgulamayıp çay ve meyve saati yapması çok tuhafmış. Özellikle herkesin bu durumdan rahatsız olup yine de hiçbir şey yapamaması ve her akşam aynı olayların devam etmesi durumu iyice absürtleştiriyor. Kitabı okurken o günleri çok huzurlu hayal etmiştim oysa. İzlenmedikçe anlaşılmıyormuş.