Demek ara sıra beni düşündüğü oluyordu. Demek yaşadığımı, acı çektiğimi, ağır yavaş ölmekte olduğumu o bile hatırlıyordu. Teşekküre değerdi bu. Fakat bilmek isterdim, kendisi için öldüğümü biliyor muydu? Bilse mutlu rahat ölürdüm, dünyanın en mutlu insanı ben olurdum.
Zaten Zarife de artık onu düşünmekten vazgeçmesi için çekip gitmişti. Uzun süre kendini yatıştırmaya, kaderine razı olup unutmaya çalışmıştı. Derdini kime açabilir, anlatabilirdi? Anlatsa kim dinler, kim anlardı?
Çocuklar büyüklerin her şeyi çok iyi bildiklerini, çok akıllı ve her zaman da haklı olduklarını sanırlar. Ama biraz büyüyünce bunun pek doğru olmadığını anlarlar. Onları terbiye edenlerin, yani biz ana babaların bazen ne kadar gülünç, acınacak halde olduğunu görürler...